Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Uzun, çoğu durumda mide fıtığının belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade ederek, reflü şikâyeti olan kişilerin bu durumu hafife etmemesi gerektiğini vurguladı. Mide fıtığının ne olduğuna dair açıklamada bulunan Uzun, “Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni; mide ve bazı karın içi organların, diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru kaymasıdır. Diyafram, solunum için önemli bir kas zeminidir. Yemek borusu bu açıklıktan geçerek mideye ulaşır ve zamanla bu açıklık zayıflayıp genişlediğinde, bazı organlar yukarı doğru hareket ederek mide fıtığını oluşturur.” şeklinde konuştu.
Riskli gruplar Mide fıtığının gelişmiş toplumlarda daha sık görüldüğünü belirten Uzun, “Nedenler tam olarak netleşmese de karın içi basıncının artışı önemli bir tetikleyicidir. Obezite, yaşa bağlı kas kaybı gibi etkenler riskleri artırırken; kadın cinsiyet, çok sayıda gebelik, daha önce yemek borusu ameliyatı geçirme, kronik kabızlık, KOAH, travmalar ve genetik faktörler de bu durumu tetikleyebilir.” ifadelerini paylaştı.
Belirti ve seyir Mide fıtığının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini söyleyen Uzun, “Genellikle reflü yakınmaları ile kendini gösterir. En sık görülen şikâyetler, göğsün arkasında yanma hissi ve ağızda acı su tadıdır. Yutma güçlüğü, kusma, göğüste takılma hissi ve ağrı daha nadir olarak görülebilir. Bazı hastalarda ise kronik öksürük veya astımı andıran atipik belirtiler bulunabilir.” şeklinde açıkladı.
Mide fıtığı tipleri Anatomi açısından dört ana tipte incelenen bu durum için Uzun, “En sık görülen Tip 1’de midenin üst kısmı göğüs boşluğuna kayar ve çoğunlukla reflü ile birlikte olur. Tip 2’de üst kısım yerinde kalır ancak başka bir bölüm göğüs boşluğuna geçer. Tip 3’te bu iki durum bir arada bulunur. Tip 4’te ise mideye ek olarak diğer karın içi organlar da göğüs boşluğuna geçebilir.” dedi.
Teşhis süreci Tanı sürecinde hastanın yakın şikâyetlerinin ayrıntılı dinlenmesi ve muayene sonrası gerçekleştirilen tetkiklerin belirleyici olduğunu söyleyen Uzun, “İlk tercih genellikle endoskopidir. Gerekirse ilaçlı yemek borusu filmi, yemek borusu basınç ölçümü ve 24 saatlik pH ölçümü yapılabilir. Bilgisayarlı tomografi ise rutin değildir; bazı durumlarda tesadüfi saptama veya komplikasyonların değerlendirilmesi amacıyla kullanılır.” şeklinde konuştu.
Tedavi yaklaşımları Hastanın şikâyetleri ve fıtığın tipi tedavi kararını belirler. “Tip 1 mide fıtığında öncelik ağrı kontrolü ve yaşam tarzı değişiklikleridir. Şikâyeti olmayan hastalarda tedavi gerekmeyebilir. Şikâyeti olanlarda kilo kontrolü, yatmadan önce yemek yememek, başı yükseltilmiş bir pozisyonda yatmak ve reflüyü tetikleyen gıdalardan kaçınmak önemlidir. Gerekli durumlarda mide asidini baskılayan ilaçlar kullanılabilir.” diye konuştu.
Ameliyat gerektirebilen durumlar Uzun, “İlaçla yeterli düzelme sağlanamayan durumlar, mide ve yemek borusunda hasar gelişen hastalar için cerrahi düşünülür. Ayrıca ileri tiplerde mide dönmesi, tıkanıklık, kanama ve delinme riski varsa cerrahi tedavi gündeme gelir. Günümüzde en sık tercih edilen yöntem kapalı (laparoskopik) ameliyattır; bu sayede hastalar daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.