Uzmanlar, bitki çayları ve bazı gıda takviyelerinin doktor gözetimi olmadan kullanıldığında çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. SBÜ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Murat Akarsu, bu ürünlerin ilaçlarla etkileşime girebileceğini ve toksik sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Bir maddenin ilaç ya da zehir olarak tanımlanması doza bağlıdır diye sözlerine başlayıp, 2-3 gramın üzerinde dozların görülebildiğini ifade ediyor. Covidden sonra da benzer yüksek doz önerilerinin yanlış olduğunu; özellikle C vitamini ve böbrek taşı riskine dikkat çekiyor. Ayrıca farklı B vitaminlerinin birlikte tüketilmesi ve magnezyumun gereksiz alımı gibi uygulamaların da dikkat gerektirdiğini belirtiyor. Enfeksiyonla karşılaşıldığında bile doktor kontrolü olmaksızın bitki çaylarına yönelmenin sakıncalı olabileceğini vurguluyor.
Dr. Akarsu, üst solunum yolu enfeksiyonu olan bir hastaya bitki çayı veya kış çayı önermenin uygun olabileceğini söylemesine rağmen, karışımın içeriğinin net olarak tanımlanması ve dozun belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bir maddenin ilaç veya zehir olarak tanımlanması doza bağlıdır ifadesiyle, karışımların içindeki bileşenlerin bilinmesi gerektiğini belirtiyor.
Çeşitli ürünlerin, hekim kontrolü olmadan yüksek dozlarda kullanılmasının faydadan çok zarar getirebileceğini ifade eden Akarsu, Omega-3 gibi takviyelerin çocuklarda faydalı olabileceğini, yaşlılarda demans ve bilişsel fonksiyonlar için olumlu etkiler gösterebileceğini ancak kan sulandırıcı kullananlarda kanama riskini artırabildiğini ve bazı hastalarda çarpıntıya yol açabildiğini söylüyor. Her bireyin kilosunun ve tıbbi geçmişinin farklı olduğunu, kişiye özel tedavinin ise yalnızca hekim tarafından belirlenebileceğini vurguluyor.
Probiyotiğin bağırsak işlevini regüle etmek için en az 3 ay süre gerekebildiğini belirtirken, kısa süreli tedavilerin yaygın olarak kullanıldığına dikkat çekiyor. Vitamin alımlarında da yüksek dozların alındığını ve kan sonuçları beklenmeden tüketildiğini gözlemlediğini ifade ediyor. D vitamini eksikliğinin toplumu etkilediğini ve bunun ciddi yan etkilere yol açabileceğini, bazı durumlarda karaciğer hasarı ve ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Bitki çaylarının kontrollü olmayan kullanımı, özellikle yaşlılarda vücut sıvı dengesi bozulduğunda sorunlara yol açabiliyor. Yeşil çay ya da diğer bitkisel karışımların aşırı kullanımı böbrek yetersizliğine ve ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Gebelerin bitkisel çaylardan kaçınması ve bu ürünlerin tanımlanmamış bileşenler içerebileceği ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Kilo verme amacıyla takviye ürünlere yönelmenin de sıvı kaybı ve ishale yol açabileceği belirtiliyor. İnternetten edinilen karışım ürünlerinin çoğu durumda elektrolit dengesini bozabileceği ve hastayı acil müdahaleye götürebileceği kaydediliyor.
Sonuç olarak, çoğu hasta takviye ürünlerini ilaç gibi görüp tedavi stratejilerini çoklu dokümanla ele alıyor; bu nedenle modern tıbbi yaklaşım ve doktor kontrolleri olmadan karar verilmemesi gerektiği üzerinde duruluyor. İç hastalıkları uzmanları, ilaçlar ve takviyeler sorgulanırken, hastaların tedavi geçmişinin ve mevcut durumlarının birlikte değerlendirilmesini önemseyerek, süreçlerin kişiye özel ve hekim gözetiminde yürütülmesini öneriyorlar.