İstanbul’da iki ailenin zehirlenme dolayısıyla karşılaştığı trajedinin ardından uzmanlar, kullanılan kimyasal maddelerin etkilerini ve ilk müdahalenin önemini yeniden ele alıyor. Böcek ilaçlarında sıkça rastlanan bir madde olan alüminyum fosfit ile bulaşık deterjanlarında bulunan yakıcı özellikteki bileşenler, durumun ciddiyetini artıran ana başlıklar olarak öne çıkıyor. Olaylar hakkında bilgi veren İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Afşin İpekci, maruziyet anında izlenecek yol ve hayati tehlikenin önüne geçmek için kritik noktaları paylaştı.
Alüminyum fosfitin tehlikesi üzerine konuşan İpekci, bu maddeyi çoğunlukla haşere öldürücü olarak kullandıklarını ve depolama ile uygulamada dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Fosfin gazına dönüşebilen bu ürünler, düşük maliyetli ve kolay kullanıma sahip oldukları için çeşitli ortamlarda görülebilir. Ancak ölümcül etkileri, özellikle hücre fonksiyonlarını bozması ve oksijen seviyesini düşürmesi nedeniyle kardiyojenik şok gibi ağır durumlara yol açabilir. Uzmanlar, kullanım açısından reçeteli olmaları gerektiğini ve kullanıcıların öncesinde kapsamlı bilgi edinmeleri gerektiğini vurguluyorlar.
Yanıt ve tedavi: erken müdahale hayati Ifadesiyle açıklanan süreçte, fosfitin antidotunun bulunmadığı ve tespitinde biyokimyasal bir testin sınırlı olduğu belirtiliyor. Klinik bulgular ve hangi ilaçlamanın yapıldığına dair bilgi, tanıyı yönlendiren temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Gıda zehirlenmesi ve basit enfeksiyonlarda görülen semptomlar olarak bulantı, kusma ve ishal, olası maruziyetin ilk göstergeleri arasında sayılıyor. Erken gelen hastalarda tedaviye erken başlamak, yaşam şansını artırıyor.
Bilinen panzehir yok ve destekleyici bakım şart olarak ifade edilen yaklaşımda, solunum desteği, sıvı tedavisi ve organa bağlı olarak gerekli diğer desteklerle tedavi sürdürülüyor. Fosfin gazı renksiz ve kokusuz olduğundan ailelerin ve kullanıcıların odayı havalandırması önemli bir risk azaltıcı adım olarak görülüyor; çünkü bu madde, fark edilmezse iç organlarda ciddi hasarlara yol açabilir. Erken dönemde müdahale ile organ zararları minimize edilebiliyor ve toparlanma ihtimali artıyor.
Sodyum hidroksit zehirlenmesi konusuna gelince, bu madde de yakıcı özelliğe sahip olduğundan yutulması halinde yemek borusu, mide ve akciğerde hasar oluşturabilir. Kusturma işleminin erken dönemde uygulanmaması, içeriğin akciğere kaçmasını önlemeye yardımcı olur. Ancak antidot bulunmayan bu madde için en etkili yaklaşım, hızlı hastaneye başvurma ve destekleyici tedavilere yönelme biçiminde özetlenebilir. İç organlara ilerlemediği ve ciddi bir zarar bırakmadığı vakalarda toparlanma ihtimali bulunuyor; fakat durum hangi hızda ilerlediğine bağlı olarak tedavi süreci uzayabilir. Bu nedenle bulaşık deterjanı veya çamaşır suyu gibi kimyasalların izinsiz ve isimsiz şekilde kullanılmaması gerektiği uyarısı da sıkça dile getiriliyor.