Dr. Dinççağ, Dünya Sağlık Örgütü’nün 1988’den bu yana 1 Aralık’ı Dünya AIDS Günü olarak kutlamasından hareketle, HIV/AIDS’in hâlâ küresel halk sağlığı için önemli bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. 1981’den bu yana dünya genelinde yaklaşık 40 milyon insanın HIV/AIDS nedeniyle yaşamını yitirdiğini; günümüzde ise yaklaşık 39 milyon kişinin HIV taşıyıcısı olduğunun altını çiziyor.
Türkiye’de vakalar artıyor – Batı ülkelerinde görülen düşüşe karşılık Türkiye’de 1985-2024 döneminde kaydedilen AIDS vakası 2.438’e, HIV pozitif birey sayısı ise 45.835’e ulaştı. Dr. Dinççağ, bu artışın hastaların gizlenmesi, dışlanma korkusu, toplumsal baskı ve utanma duygusu nedeniyle sağlık kuruluşlarına geç başvurmalarından kaynaklandığını ifade ediyor. Bu durum hem hastalığın yayılımını hızlandırıyor hem de tedaviyi güçleştiriyor.
HIV, bugün kontrol altına alınabilir ve bulaşması da önlenebilir bir hastalık olarak tanımlanabilir. Dr. Dinççağ, erken tanının hayati olduğunu belirtiyor: “HIV testi utanılacak veya korkulacak bir tetkik değildir. Birçok hasta tarama veya bazı operasyonlar öncesi tesadüfen tanı alabiliyor. Ancak belirtileri olan veya risk grubundaki bireylerin zamanında başvurması hayat kurtarır.” Ateş, üşüme, gece terlemesi, halsizlik, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde büyüme, ağız yaraları, zona ve ciltte kurdeşen gibi bulgular dikkatle izlenmelidir.
HIV pozitifenin AIDS’e dönüşme oranı – Uzmanlar, toplumda tespit edilen HIV pozitif kişi sayısının resmi kayıtlardan daha yüksek olabileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de 1 Ocak-7 Kasım 2024 arasındaki dönemde 1.527 kişiye HIV tanısı konmuş, AIDS nedeniyle tedavi görenlerin sayısı ise 40 olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bu veriler, yayılımın hızlanabileceğine işaret ediyor ve daha kapsamlı tedbirlerin gerekliliğini vurguluyor.
Toplumsal farkındalık en etkili önlem – Dr. Dinççağ, HIV/AIDS ile mücadelede eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin temelde olduğunu ifade ediyor. Medya, öğretmenler ve halk sağlığı önderleri gibi aktörlerin sorumluluğu büyüyor: “Virüsün bulaşma yolları, belirtileri ve korunma yöntemleri konusunda toplumun her kesiminin bilgi sahibi olması gerekir. Bilinç artarsa yayılım azalır.”