Küresel enerji akışlarını etkileyen jeopolitik krizler, Hürmüz Boğazı ve Antlaşmalar üzerinden geçen arz güvenliğini daha kırılgan hale getiriyor. Son yaşanan gelişmeler, petrol ve doğal gaz baskısının yanı sıra kömür piyasasında da yukarı yönlü hareketlere yol açtı; bu durum ise küresel enerji fiyatlarında zincirleme artışları tetikledi.
Asya piyasasında Newcastle kömürü vadeli işlemleri 27 Şubat’ta ton başına 115,80 dolar olarak kapanmışken, 9 Mart’ta 138 dolara kadar yükseldi ve bu artış Aralık 2024’ten bu yana en yüksek seviye olarak kaydedildi. 10 Mart itibarıyla ise kapanış 133,65 dolar olarak gerçekleşti. Rotterdam kömürü için de benzer bir yükseliş görüldü; 27 Şubat kapanışı 106 dolar olan API2, 9 Mart’ta 132 dolara ulaştı ve 10 Mart’ta 121 dolar düzeyinde kaydedildi.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, mevcut jeopolitik gerilimin doğal gaz fiyatlarını keskin biçimde yükselttiğini belirterek, Mart ayı itibarıyla Avrupa’da elektrik üretim maliyetlerinin önemli ölçüde artış gösterdiğini ifade etti. Alparslan’a göre gazın elektrik üretim maliyetindeki yükseliş, bazı ülkelerde kömüre yönelimi tetikleyerek enerji dengelerini değiştirebiliyor; fakat bu durum kömürün stratejik öneminin teyidi olarak değil, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmaların bir göstergesi olarak değerlendirilmeli. Özellikle karbon bazlı elektrik üreticileri için maliyet baskılarının artmasıyla yenilenebilir enerjiye olan yönelim güçleniyor.
Geçen yıl kömüre dayalı enerji üretiminin gerilediğini hatırlatan Alparslan, Çin ve Hindistan gibi büyük üreticilerin yanı sıra Almanya ve Polonya’daki üretim düşüşlerinin de dikkat çekici olduğuna değindi. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin her yıl daha ulaşılabilir ve güvenli maliyetlerle sunulması, enerji güvenliğini güçlendirme konusunda önemli bir yol olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkisiyle enerji güvenliği artırılabilir, ancak bunlar için başlangıç yatırımları yüksek olsa da uzun vadede işletme maliyetlerinin görece düşük olması, piyasalardaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığı artırıyor.
Türkiye bağlamında da küresel kömür fiyatlarındaki yükselişten etkiler hissediliyor. 2025 yılında Türkiye, kömürle ürettiği elektriğin yaklaşık üçte ikisini ithal kömürden karşılıyor; buna karşın yerli kömürün enerji içeriğinin düşük olması ve mevcut linyit santrallerinin yaşlanması, bu ekseni daha kırılgan kılıyor. Bu nedenle fosil yakıt fiyat dalgalanmalarına karşı enerji politikalarını yenilenebilir enerjiye yönlendirmek kritik bir strateji olarak öne çıkıyor.
Ulusal Enerji Analizi Merkezi’nin görüşlerine göre, kömür fiyatlarındaki artış yalnızca doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanmıyor; sevkiyat rotalarının uzaması ve navlun maliyetlerindeki artış da maliyet baskısını güçlendiriyor. Kömür, elektrik üretiminde hâlâ düşük maliyetli ve güvenli bir seçenek olarak öne çıkıyor; ancak enerji portföylerinin jeopolitik ve coğrafi koşullara bağlı olarak çeşitlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzun vadede enerji maliyetlerini düşük tutmak ve elektrik şebekelerini güvenilir kılmak amacıyla, kömürü aşamalı olarak sistemden çıkaracak bir yaklaşım yerine çok kaynaklı ve dengeli bir portföy oluşturmanın gerekli olduğu belirtiliyor.