Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede öne çıkan organizasyon COP31’e ev sahipliği yapma sürecini hız kesmeden sürdürüyor. Antalya’daki EXPO alanında 9-20 Kasım’da gerçekleştirilecek etkinlik için hazırlıklar koordineli bir şekilde ilerliyor ve bu süreç Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle COP31 Başkanı olarak görevlendirilen Murat Kurum’un liderliğinde yürütülüyor.
Kurum, hazırlıkları yerinde denetlerken İstanbul’da önceki COP başkanları ve Birleşmiş Milletler COP sekretaryasıyla diplomatik temaslar kuruyor. Şubat ayında İstanbul’da düzenlenen COP31 başlangıç toplantılarına başkanlık eden Kurum, toplantılarda BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ile farklı ülkelerin temsilcileriyle istişarelerde bulundu. Ayrıca COP30 dönemi yetkilileriyle de görüşmeler gerçekleştirildi ve iki ülke arasındaki iklim diplomasisi köprüsünü güçlendirdi.
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen Bakan Kurum, Antalya’daki saha çalışmalarını ve EXPO alanındaki ilerlemeyi paylaştı. 12 Mart’ta İstanbul’da Fatih Birol ile ortak basın toplantısında Türkiye’nin COP31 hedeflerini kamuoyuna duyurmacak bir program da paylaşılacak.
COP31’in Türkiye için önemi: Türkiye’nin bu önemli küresel toplantının ev sahipliğini üstlenmesi, ülkenin iklim diplomasisinde merkezi bir konuma yükselmesini sağlayacak. Konferanslar, 197 ülkenin katılımıyla gerçekleşirken karbon azaltımı, uyum politikaları ve iklim finansmanı gibi konular oturumlarda ayrıntılı olarak ele alınır ve Paris Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin kurallar bu toplantılarda netleşir.
Ev sahibi ülke konumunun sağladığı diplomatik görünürlük, yeşil dönüşümü hızlandırır ve enerji, sürdürülebilir kentleşme ile iklim uyum projelerinin gündeme daha güçlü taşınmasına zemin hazırlar. Uluslararası finans kurumları ve iklim fonlarının ilgisi artarken, Türkiye temiz enerji ve iklim finansmanı alanlarında yatırım çekme potansiyelini güçlendirir. Ayrıca ev sahibi şehir, iki hafta boyunca küresel odak noktası haline gelerek iklim diplomasisinin merkezi olarak anılır ve ülkenin uluslararası itibarını pekiştirir.
Toplantılara katılan binlerce delegenin varlığı, turizm, konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinde önemli ekonomik hareketlilik yaratır ve bu süreç ülkeye uzun vadeli olumlu etkiler getirir.