Karanlık madde, kendisini ışıkla göstermeyen yapısı nedeniyle doğrudan gözlemlenemiyor; ancak evrendeki toplam madde miktarının büyük bir kısmını oluşturduğu düşünülüyor. Bu gizem, galaksilerin nasıl sessizce bir arada durabildiğini ve yıldızların nasıl hareket ettiğini açıklamaya yardımcı oluyor. Son dönemdeki çalışmalar, görünmeyen bu maddenin evrenin karanlık yüzünü daha da baskın kılabileceğini gösteren galaksilerin varlığına işaret ediyor.

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan araştırmalar, “karanlık galaksi” olarak adlandırılan son derece sönük yapılara odaklandı. Yüzey parlaklıkları o kadar düşük ki, bu cüce yapıların algılanması bile güçleşiyor. Uzmanlar, bu tür oluşumların bilinen galaksiler arasında en sıra dışı özelliklere sahip olanlar arasında yer aldığını söylüyorlar. NEREDEYSE GÖRÜNMEZ GALAKSİLER etiketinin bu tür örneklere yakıştığını belirtiyorlar.
Space ajanslarından gelen yeni veriler CDG-2 adlı galaksiye ait yüksek çözünürlüklü görüntülerle destekleniyor. Bilim insanları doğru hesaplarla ilerlerse, CDG-2’nin şimdiye kadar keşfedilen en yoğun karanlık madde oranlarına sahip galaksilerden biri olabileceğini öne sürüyorlar. Kütle açısından bakıldığında, bu galaksinin yaklaşık yüzde 99’u görünmez maddeyle dolu görünüyor.
Karanlık madde doğrudan gözlemlenemediği için, varlığı çevresindeki kütle çekim etkileriyle dolaylı olarak tespit ediliyor. Bir galaksinin yıldızlarının alışılmadık hareketleri, çoğu zaman görünmeyen bir kütleye işaret eder. Eğer karanlık madde olmasaydı, günümüz kozmoloji modellerimizin birçoğu bugün geçerliliğini yitirirdi. Bu nedenle, doğrudan kanıt bulunmasa bile bilim dünyasında karanlık maddenin varlığı konusunda güçlü bir konsensüs mevcut.
Görsel kaynak: Credit: NASA/ESA/Dayi Li (UToronto)/Joseph DePasquale (STScI). CDG-2’nin keşfi, yoğun yıldız kümelerinin bulunduğu bir bölgede yapılan gözlemler sırasında, birbirine yakın dört küresel küme etrafında beliren ince bir ışık halkasıyla mümkün oldu. Bu bulgu, tek bir ve çok sönük galaksinin var olabileceğini düşündürdü. Detaylı analizler, dört kümenin büyük olasılıkla aynı galaktik yapının parçası olduğunu gösterdi.
Çalışmanın başyazarı David Li’ye göre, bu yapı yalnızca yıldız kümeleri üzerinden tespit edilen bir galaksi olarak kayda geçebilir. Böylece CDG-2, astronomi tarihine özel bir konumda yer alabilir. Araştırmacılar, galaksinin parlaklığını yaklaşık 6 milyon Güneş benzeri yıldıza karşılık geldiğini, bunun yüzde 16’sının yıldız kümelerinden kaynaklandığını ifade ediyorlar. Ancak kütle açısından tablo dramatik biçimde değişiyor: Normal madde son derece düşük kalırken, karanlık madde neredeyse tüm yapıyı domine ediyor. Uzmanlar, CDG-2’nin hidrojen gibi yıldız oluşumunu destekleyen gazlarının bulunduğu yoğun galaksi ortamında zamanla törpülenip uzaklaştırılmış olabileceğini öne sürüyorlar.