IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye’nin 2025 yılı için 4. Madde konsültasyonunu tamamladı. Yapılan açıklamada, sıkı para politikası ve dikkatli bütçe uygulamasının desteklediği dezenflasyon sürecinin olumlu sonuçlar verdiğine vurgu yapıldı. Enflasyonun, 2024 yılı sonunda iki basamak düşüş işaretleri göstererek Aralık 2025’te önemli ölçüde gerilemesi bekleniyor.
Açıklamada, 2024 ortalarında yaşanan geçici ekonomik yavaşlamanın ardından Türkiye’nin büyümesinin güçlenerek sürdüğüne dikkat çekildi. 2025 yılında büyümenin yaklaşık %4,1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor. İç talebin güçlenmesi ve Türk lirasına olan talebin artması, rezervlerin desteklenmesine ve cari açığınfinanse edilme gücünün korunmasına katkıda bulunuyor. Giderek daha sıkı bir maliye politikası ve ılımlı ücret artışları ile dezenflasyon sürecinin desteklenmesi öngörüldü.
Açıklamada, politika bileşenlerinin dezenflasyon ile istikrarlı büyümeyi dengelediği ifade edildi. 2026 sonunda enflasyonun hedefli seviyelerin biraz üzerinde seyretmesi beklenirken, politika faizinin daha da düşürülebilmesi ve büyüme oranının yaklaşık %4,2’ye ilerlemesi öngörülüyor. Ayrıca cari açığın finansmanı için yeterli kaynak akışının sürmesi ve mevduat sahiplerinin güveninin korunmasıyla rezervlerin IMF’nin yeterlilik ölçütünün yaklaşık %80’i civarında kalmasının hedeflendiği belirtildi.
Yapısal reformlar ve mali disiplin konularının öne çıktığı açıklamada, riskler global ticaretteki belirsizlikler ve bölgeler arası çatışmalardan kaynaklı olarak devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar veya olumsuz hava koşulları gibi sürpriz unsurların enflasyonun daha uzun süre yüksek kalmasına yol açabileceği ifade edildi. Dezenflasyona yönelik kademeli yaklaşımın finans sektörü üzerindeki baskıyı artırdığı ve verimlilik artışını yavaşlattığına dair dikkatler aktarıldı.
İddialı yapısal reformlar, IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun görüşlerinde öne çıkan başlıklar arasındaydı. Yetkililerin uyguladığı dezenflasyon politikalarının makroekonomik dengeleri iyileştirdiği, güveni yükselttiği ve büyümeyi sürdürülebilir kıldığı ifade edildi. Enflasyon hedeflerinin üzerine çıkması ve ekonominin şoklara karşı daha kırılgan olması konularına değinilerek, dezenflasyonun kalıcılaştırılması için dış tamponların güçlendirilmesi ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca enerji sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılmasıyla harcamaların daha verimli kullanılması yönünde ek adımların önemi belirtildi.
Açıklamada, mali alanda genişlemeye yol açan adımların sosyal önceliklere yönlendirilmesi ve kamu-özel sektör işbirliklerinin gözetiminin artırılması gerektiği ifade edildi. Ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile kamu-özel işletmeleri üzerindeki denetimin güçlendirilmesi de desteklenen öneriler arasında yer aldı. Finansal sektörün sağlamlığına vurgu yapılarak, kararlı bir dezenflasyon için daha sıkı para politikalarının sürdürülmesi gerektiği belirtildi; ancak politika kararlarının veriye dayalı ve makrofinansal etkileri dikkate alınarak alınması gerektiği ifade edildi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve iletişimin önemi üzerinde duruldu; döviz müdahalelerinin uzun vadeli volatiliteyi azaltacak şekilde sınırlı tutulması, enflasyon beklentilerinin güçlendirilmesi ve rezervlerin toparlanmasının sağlanması yönündeki öneriler yeniden vurgulandı.
Stresli piyasa koşullarında hızlı müdahalenin finansal sektörü koruduğu ve döviz likidite risklerinin dikkatle yönetilmesi gerektiği belirtildi. Denetim ve çözüme ilişkin çerçevelerin güçlendirilmesi yönündeki çalışmalar desteklendi. Ayrıca verimlilik, dayanıklılık ve orta vadeli büyümeyi artırmaya yönelik yapısal reformlar için önceliklendirme yapıldı. Bu reformlar arasında vergi tabanının genişletilmesi ve harcamaların rasyonelleştirilmesi için enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılması sayıldı.
Son olarak, büyüme hedefleri ve istihdam projeksiyonlarına değinilerek 2026-2031 dönemi için işsizlik oranı ve enflasyon öngörüleri paylaşılmıştır. Türkiye’nin 2027′de %4,1, 2028-2031 aralığında ise yıllık %4 büyümeye isabet etmesi öngörülüyor; işsizlik oranı yıl bazında hafifçe artıp 2026’da %8,3’e, 2027’de %8,7’ye ve 2028-2031 döneminde %9,1’e ulaşması bekleniyor. Enflasyon için ise 2025-2031 arasında düşüş ve 2031’e kadar tek hane %15’lik bir enflasyon oranı öngörülüyor. Cari açığın GSYH’ya oranının da 2026-2028 döneminde %1,4 ve 2029-2031 döneminde %1,5 olarak kalması bekleniyor.