Ankara Kalesi’nin Emin Antik Sanat Merkezi, Kadri Atabaş ile Serap Selçuk Atabaş’ın kişisel sergilerinin açılışına ev sahipliği yaptı. Kadri Atabaş’ın sulu boya çalışmaları, yaşamın akışından beslenen duyguları ve estetik birikimiyle 25 eserde hayat bulurken, Serap Selçuk Atabaş’ın deniz altının büyülü dünyasını yansıtan yağlıboya ve akrilik eserleri de izleyiciyi okyanusun derinliklerine davet ediyor.
Resimlerin açılışında çok sayıda önemli isim toplandı: Prof. Dr. Hasan Pekmezci, ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı Proje Koordinatörü Bekir Ödemiş, Prof. Dr. Mehmet Tuncer, Nazmi Bilgin, Şükrü Küçükşahin, Metin Yurdanur, Şevket Bülent Yahnici, Nihat Kahraman, Özkan Aras ve daha niceleri.
“ZOR ÜLKEDE, ZOR KOŞULLARDA BİR TÜR KAÇIŞ” ifadesiyle sulu boya çalışmalarına yeniden yön veren Kadri Atabaş, resimlerin kendisi için bir tür hesaplaşma ve kaçış yolu olduğunu anlattı: “Sulu boyayı seviyorum çünkü ansal ve beklenmedik anlar ortaya çıkarıyor. Yaşamımı ressamlık üzerinden kurmuş değilim; mimarım. Bundan doğan bir farkındalıkla, bu süreç bana yalnızca düşünmeden üretmeyi öğretiyor. Bu tür bir kaçış ve heyecan arayışı benim için belirleyici.” Atabaş’ın sözlerinde, zor koşullara rağmen resmin bir güvenli liman bulunduğu hissediliyor. Sergideki 25 tablo arasında Potemkin Zırhlısı gibi ikonik referanslara da yer veren Kadri Atabaş, bu çalışmayı yaşamın ve sanatın karşı karşıya geldiği anların bir yansıması olarak görüyor.
Atabaş’ın ifade ettiği tekinsizlik ve tedirginlik duygusu, onun figürlerle kavramsal bir bağ kurmasını sağlıyor: “Yaşamın bu dönemindeki deneyimlerimi figürlerle özetlemek istedim. Resimlerimde bir güçten ziyade, bir belirsizliğin ve beklenmeyenin anlatımı var.”
Kadri Atabaş’ın sergisinde öne çıkan üç tema arasından bazıları, izleyiciye özel olanı seçmenin zorluğunu da gösteriyor. Özellikle Potemkin Zırhlısı temasına ilişkin anlatım, film tarihinin dönüm noktalarını ve yaşamın kurguya dönüştüğü anları hatırlatıyor. Yaşama dair bir kaçışın, anlatının bir kısmı olarak resmedildiği bu seride, balık resimleri de kendine özgü bir sığınak sunuyor.
SERAP SELÇUK ATABAŞ:“50 YAŞIMDA DALMAYA BAŞLADIM” adlı bölüme dair konuşmasında Serap Selçuk Atabaş, çocukluğundan bu yana süren yaratım sürecini özetledi: “Ortaokul yıllarında başlayan çalışmalarım, Hacettepe’yi kapsayan bir serüvene dönüştü. 28 eserden oluşan sergide, dalgıçlık kariyerim ve denizaltındaki fotoğraflardan doğan resimlerle kendimi ifade ediyorum. Deniz, benim için başka bir dünya ve bu dünya üzerinden dönüştüğüm evreleri sanata taşıyorum.”
ÖDEMİŞ: “Kadri Atabaş, mesleki disipliniyle tanınan bir isim; bugün ise sanatsal yönüyle de öne çıktı. Batıkent projesinden kente değer katan pek çok çalışmaya imza atmış olan bir dostla karşı karşıyayız.” ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanı Bekir Ödemiş, sergilerin kentle kurduğu bağı ve Kadri ile Serap’ın ortak değerlerini vurguladı.
Pekmezci: “Kadri Atabaş bu sergide sürpriz bir yön gösterdi. Mimar kimliğiyle beslenen, yaşamdan doğan kesitleri soyut ve figuratif kavramlarla birleştirebilen bir üretim görüyorum. Serap ise denizaltı dünyasını yüceltirken kedilerle kurduğu sembolik dilin gücünü ortaya koyuyor.”
Bilgin: “Hepimiz yaşamın derinliklerine oksijen tüpümüzü takacak ve Serap’ın gözünden o derinliklerin güzelliklerini göreceğiz.”
Her iki sergi de 2 Mart’a kadar Emin Antik Sanat Merkezi’nde ziyarete açık olacak.