Giriş niteliğindeki değerlendirmelerden ziyade somut adımlara odaklanan Zorlu Holding Teknoloji, Savunma ve Dijital İş Geliştirme Grubu Başkanı Burak Aydın, bugün için hızın ve fark yaratmanın ana teması olan dönüştürücü bir yol haritasını paylaşıyor. “Devir hız devri ve teknolojiyle fark yaratma dönemi” diyor; Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in yükselişi ile Avrupa Birliği’nin konumu üzerinde düşüncelerini dile getiriyor. Aydın, 2025 Nisan’ında duyurduğu YaZ Programı’nı “insan hikâyelerini yazan bir kariyer yolculuğu” olarak tanımlıyor ve bu programın yapay zekayı merkeze alacağını vurguluyor.
400 projelik yaz dönemi çalışması kapsamında Holding çapında yürütülen çalışmaların temel hedefi, proje bazlı ilerlemeyi net metriklerle ölçülebilir hale getirmek. Aydın bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Projeler çok çeşitli; görüntü işleme ve kalite kontrol başlıklarından pazarlama, iletişim, insan kaynakları, hukuk ve Ar-Ge’ye kadar uzanan geniş bir yelpazemiz var. Her proje için net tanım ve hedef belirledik; veriye dayalı ölçümlemeyi zorunlu kıldık. Finansal ve stratejik etki potansiyeli yüksek olanlar önceliklendirilecek.”
‘Para boşa gitmemeli’ diyen Aydın, Türkiye’nin pazar yapısının sıkışık olduğuna dikkat çekiyor ve “Güçlü bir sermaye akışı için akıllı öngörüler şart. Üç ay ya da altı ay sonrası için planlar yapıyoruz; bu sayede kaynakları doğru yönlendirebiliyoruz” ifadesini iletiyor. YaZ programını, farkındalık ve kültürel dönüşümün başlatıcısı olarak konumlandıran bir yaklaşım olarak görüyor.
Yapay zekâ bir balon mu? sorusuna ise Aydın şu yanıtı veriyor: “Teknoloji dalgaları gelip geçer; bazıları hızlı yükselir, bazıları sönümlenir. Şu anda yapay zekâ, hayatımıza çok hızlı girdi ve etkisini sürdürüyor. 70–80 yıl boyunca gelişimini sürdürmesi beklenen bu teknoloji, son iki yılda özellikle olgunlaştı ve günlük işlere entegre olmaya başladı.”
Evi robotlar mı ele geçirecek? Yakın gelecekte fiziksel yapay zekânın evlere ve günlük yaşama daha yakın olacağını söyleyen Aydın, Waymo’nun robot-taksi örneğini işaret ediyor. Robotlar sokakta olduğu gibi evde de benzer görevleri üstlenecek; hareketler, analizler ve karar alma süreçleri benzer şekilde işleyecek. OpenAI’nin kurucu görüşleriyle paralel olarak Samuel Harris Altman’ın da belirttiği gibi bu dönem çalışan deneyimini yükseltecek bir döneme işaret ediyor; herkesin bir yapay asistanı olacak ve bu da performans ile verimliliği artıracak.”
‘Yapay zeka’aptallaştırır mı? başlığı altında MIT’nin son çalışması, her şeyi yapay zekaya yüklemenin beyni tembelleştirebileceğini öne sürüyor. Burada temel mesaj şu: İnsanların düşünme süreci zayıflamamalı; yapay zekayı kullanmak elbette faydalı fakat kendi zihinsel kapasitemizi de aktif tutmalıyız. Bu, kültürel bir dönüşüm olarak ele alınmalı ve YaZ programında da bu farkındalık ilk sıralarda yer alıyor.