Murad Ertaylan, yıllara yayılan üretkenliği ve her türdeki çalışmalarıyla Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiş bir isim olarak, Octopus Yayınları çatısı altında yeni bir döneme giriyor. Yıllar boyunca öykü, novella ve roman türlerinde iz bırakan yazarın bu yayın değişimi, edebiyat yolculuğunu daha modern bir çerçevede sürdürmesini sağlayacak.
İstanbul’da 1973 doğan Ertaylan’ın 2009’dan bu yana Avustralya’da sürdürdüğü yaşam, yazarlık pratiğine yansıtılan göçmenlik deneyimini ve iç dünyaların derinliklerini besliyor. Kendisi için yazmanın bir terapi olduğuna dair sözleri, yayınevinin kendisiyle kurduğu güveni ve bu yolculuğun “nefes alma” duygusunu vurguluyor. Uzun zamandır editör Özlem Eke üzerinden sürdürdüğü temas, Oktopus Yayınları ile kurduğu bağa dair memnuniyeti pekiştiriyor.
Yazar, şimdiye kadar Uykudan Önce, Parmak İzlerim, Kim O?, Define Avı, Gardolaptaki Şemşiye gibi öykü kitaplarıyla; Kedileri Daha Çok Seven Adam, Durduk Yere, Otistik Mühendis adlı novellalarıyla ve Beş Kuşak ile Kayıp Zamanın Ustaları romanlarıyla edebiyatseverlerle buluştu. Eserlerinde bireyin iç dünyasını, göçmenlik deneyimini ve kuşaklar arası aktarımları merkeze alan bir estetik yayımlıyor.
Yeni romanı Köprüler ve Duraklar, Ocak ayında raflardaki yerini aldı ve Avustralya’da yaşayan bir ailenin üzerinden göçmenlik, aidiyet ve kimlik sorunlarını işlerken, teknolojinin güncel meşgaleleriyle de ilişkisini inceleyerek geniş bir toplumsal tablo sunuyor. Adı geçen romanda, Sophia Drosopulos’un dijital çağda büyüyen öyküsü, dijital suçlar, inanç olgusu, kadın hakları ve hayvan hakları gibi meseleleri de mercek altında tutuyor. Adelaide sokaklarından aile içi hatıralara uzanan anlatı, kalpler arasındaki köprüleri ve hayatın duraklarını sade ve lirikal bir üslupla keşfe çıkıyor.
Köprüler ve Duraklar, Ertaylan’ın önceki tematik bağlarını güçlendiren, fakat bağımsız bir okuma deneyimini de mümkün kılan bir yapı sunuyor. Bu roman, göçmenlik deneyimini yalnızca bir mesele olarak değil, karakterlerin günlük yaşamlarındaki insani dokular üzerinden işleyen bir çerçeve kuruyor ve okunabilirliğini, derinlemesine düşünmeye açık bir anlatı ile pekiştiriyor.