1. Haberler
  2. Sanattan
  3. “Çekilin Ayasofya’dan” Sözünün Derinliğinde Siyasi Tahayyüll ve Hemfikirliğin İkilemi

“Çekilin Ayasofya’dan” Sözünün Derinliğinde Siyasi Tahayyüll ve Hemfikirliğin İkilemi

featured

Ayasofya’da süregelen restorasyon çalışmalarında, tarihi zemine getirilen yüksek tonajlı ekipmanın tepkilere yol açtığı bir gerilim yaratıyor. Yapının İmparator Kapısı olarak bilinen girişindeki vinç görüntüleri, miras değerinin korunması konusunda ihmal edilip edilmediği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Sabah vakti alt katı ziyaret ederken, vinçlerin üzerinin büyük brandalarla örtülü olduğunu görmek, mevcut süreçlerin nasıl ilerlediğine dair kamuoyunda tartışmayı artırdı.

Uzmanlar, çatlaklar, depreme karşı güvenlik ve yapı bütünlüğü hedefleriyle yürütülen çalışmaların, kaynak ve diğer operasyonlar için gerekli olan büyük ekipmanların dış mekanda hazırlanıp bloklar halinde sahaya getirildiği şeklinde açıklıyorlar. Şu ana kadar 20-25 metre arasında çalışan küçük vinçlerle ilerleyen süreçlerin, bugün itibarıyla 27 metreye ulaşan yükseklik gerekliliğini zorunlu kıldığı belirtiliyor. Güncel durumda platformun, bu vinçleri taşıyacak kapasitede olduğu ifade ediliyor; buna rağmen tartışmalar sürüyor.

“Bunlar ağır iskeleler. Dışarıda hazırlanıp buraya getiriliyorlar; içeri alınsaydı daha tehlikeli sonuçlar doğurabilirdi.” diyen bilim insanları, operasyonun şeffaflığı ve güvenliği konusundaki kaygılarını dile getiriyorlar. Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Ahmet Güleç, vinçlerin içeri alınması gerektiğini açıklarken, 27 metrelik bir çalışma yüksekliğine ulaşıldığını belirtti ve şu anki platformun bu yükleri taşıyabilecek durumda olduğunu vurguladı.

İlber Ortaylı, “Ayasofya bu şartlarda kaldırılamaz; mimari birikimin payı açısından bakınca yapı, kamyon ve vinç gibi müdahalelere açık değildir” derken, bilimsel kararların dışa vurumundaki olası bir baskıyı eleştirdi. “Bilim devre dışı kalınca böyle oluyor” ifadesiyle, teknik kararların bağımsız bir denetime ihtiyaç duyduğunu işaret etti.

“Dünya kaygıyla izliyor” notuyla konuşan arkeolog Nezih Başgelen, Ayasofya’nın yalnızca teknik bir süreç olarak ele alınamayacağını ve evrensel koruma ilkeleriyle uyumlu bir yaklaşım gerektirdiğini savundu. Bu bağlamda, restorasyon süreci içinde hem iç hem de dış müdahalelerin dikkatle incelenmesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü ise açıklamasında, kubbe yüzeyinin geçici çelik konstrüksiyonla kapatılarak mozaiklerin korunmasını amaç edinen kararların bilim kurulu ve koruma kurulu ile alındığını belirtti. 43.5 metre yüksekliğinde dört ana destek kolonunun inşa edilmesi ve bu süreçte gerekli araç ve malzeme kullanımlarının tespit edildiğini belirten açıklama, yüklerin güvenli dağıtımı için özel zemin çalışmaları ve statik hesapların yapıldığını vurguladı. En ağır aracın 45 tonluk kapasiteye sahip olduğunun ifade edildiği metinde, aracın metrekare başına düşen etkisinin 6 ton olarak belirlendiği ve zeminin buna göre hazırlandığı kaydediliyor. Yaklaşık bir yıl süren hazırlıklar sonrası uygulamalara geçildiği bildiriliyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin