Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede 21 yılda hayata geçirdiği kararlarla COP31’e ev sahipliği yapacak şekilde küresel iklim diyaloglarının merkezine yerleşti. BMİDÇS’nin 31. Taraflar Konferansı’nı düzenlemesi, Türkiye’nin uluslararası görünürlük ve iklim diplomasisi açısından belirleyici bir konuma yükselmesini sağladı. Sera gazı azaltımı, uyum politikaları ve finansman konularının ana çerçevesini oluşturan oturumlar, dünyanın iklim krizine karşı ortak adımlar atmasına yön veriyor. Paris Anlaşması’nın uygulanması da bu toplantılarda şekillenmeye devam ediyor.

BAKAN KURUM’UN Mesajı: Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki başlıkları, COP31’e ev sahipliğiyle taçlandı. Türkiye artık çevre politikalarını yönlendiren ve küresel platformlarda yol gösteren bir aktör olarak görülüyor. 21 yılda kaydedilen ilerlemeler, bu dönüm noktasıyla uluslararası arenada pekiştirildi.
2004’te başlayan iklim hareketi Türkiye, 21 Mart 1994’te yürürlüğe giren BMİDÇS’ye taraf olmasının ardından 2004’te önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Kyoto Protokolü’ne katılım ve Paris Anlaşması’na imza süreci, ülkenin iklim politikasını küresel normlarla uyumlaştırdı. Paris Anlaşmasıyla birlikte kabul edilen 195 taraflı yaklaşım, ülkelerin 5 yılda bir güncelledikleri Ulusal Katkı Beyanlarıyla (NDC) daha iddialı hedefler önüne koymasına olanak tanıyor.
2053 Net Sıfır ve İklim Şurası Erdoğan tarafından açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, uzun vadeli yol haritasını belirlemek üzere Şubat 2022’de Türkiye’nin ilk İklim Şurası’nı başlattı. Yaklaşık 5000 kişi, kamu ve özel sektör, üniversiteler, STK’lar ve öğrencilerden oluşan paydaş katılımı ile bir araya geldi; 217 tavsiye kararı belirlendi ve yol haritası, İklim Kanunu ile NDC’nin temelini oluşturdu. İklim Kanunu ise 2025 yılında yürürlüğe girerek iklim politikalarının yasal çerçevesini güçlendirdi.

NDC Güncellemeleri ve COP27COP29 Türkiye, COP27 kapsamında Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı’nı sundu; 2030 hedefine %41 azaltım olarak yükselten hedefler kamuoyuna açıklandı. 2025 yılında İklim Zirvesi ile duyurulan ikinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0) ise 2035’e kadar sera gazı emisyonlarının önemli ölçüde azaltılmasını ve sınırlandırılmasını taahhüt ediyor.
Ulusal Koordinasyon ve Kurumsal Dönüşüm 12. Kalkınma Planı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ismi değişti; İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu yerine İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu kuruldu. Bu yeniden yapılandırma, iklim uyum ve kara politikalarının kamu yönetimi içinde daha etkili bir şekilde yürütülmesini amaçlıyor.
COP31’e Hazırlık ve Müzakereler COP27’dan COP31’e geçiş süreçlerinde Türkiye’nin liderliği, Belem’den başlayan görüşmelerde pekiştirildi. Bakan Kurum’un öncülüğünde Brezilya, Azerbaycan ve Avustralya arasında süregelen müzakereler, Türkiye’yi ev sahibi ve başkanlık için güçlendirdi. 196 ülkenin liderleri artık Türkiye’de bir araya gelerek iklim çözümleri ve taahhütleri için ortak bir meydanda buluşacak. COP’a ev sahipliği, diplomatik görünürlük ve yeşil dönüşüm için yeni fırsatlar doğuruyor: turizm, konaklama, ulaşım ve enerji yatırımları için önemli bir ivme kazanılacak; iklim finansmanı ve yeşil teknolojiler daha geniş bir platformda tartışılacak.