Yeni bir çalışmanın bulguları, gün içinde yeterince su içmeyen kişilerin stres durumlarına karşı daha güçlü biyolojik tepkiler verdiklerini ortaya koyuyor. Düzenli olarak az su tüketmenin, stresle ilişkilendirilen hormonal dengelerde bozulmaya yol açtığı ve bu nedenle stres tepkisinin artabildiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, yeterli miktarda su içmenin yalnızca anlık rahatlama sağlamadığını, aynı zamanda uzun vadede ruh sağlığı ve genel performans açısından da faydalı olabileceğini ifade ediyor. Özellikle stresli dönemlerde veya kritik konuşmalar öncesinde bir su şişesinin bulundurulması, vücudun tepkisini olumlu yönde etkileyebilir.
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Günay Budagova, aşırı sıcak havalarda, hastalık sonrası iyileşme sürecinde ve hamilelikte su tüketiminin artırılması gerektiğini belirtiyor. Günlük önerilen miktarlar, erkekler için yaklaşık 2,5 litre, kadınlar için ise yaklaşık 2 litre olarak ifade ediliyor.
Dehidrasyonun sadece hidrasyonun fiziksel etkileriyle sınırlı kalmayıp, hormonal değişiklikleri tetiklediğini ve zihinsel performansı zayıflattığını aktaran Budagova, düşük sıvı seviyelerinin kortizol seviyelerini yükseltebileceğini ve bunun mutluluk hormonu üretimini azaltabileceğini belirtiyor. Bu durum, bireyleri sinirli, üzgün ve bitkin hissedebilecek duruma getiriyor.
DİKKAT VE KARAR VERME yetenekleri de dehidrasyondan olumsuz etkilenebiliyor. Dr. Budagova, elektrolit dengesinin bozulmasının bilişsel işlevler üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ifade ediyor: dikkat, öğrenme, karar verme ve hafıza gibi süreçler bu dengesizlikten etkilenebiliyor. Sonuç olarak, stresle başa çıkmada aşırı kortizol tepkisi, kalp hastalığı, diyabet ve depresyon risklerini artırabilir.