Güney Özbekistan’da gün yüzüne çıkan Bandikhan II Caişehir’i, yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişle İpek Yolu’nun erken dönemi hakkında bize sessizce ipuçları sunuyor. Bu alan, 56 yıl önce ilk buluntularla adını duyurmuş olsa da, Çin-Özbek arkeoloji ekibi tarafından yürütülen sondajlar, yıllar sonra yerleşimin taşıdığı potansiyeli gözler önüne serdi.
2023 yılından itibaren başlatılan sistematik çalışmalar, bölgenin yalnızca bir yerleşim yeri olmadığını, aynı zamanda ticaret ve günlük yaşamın iç içe geçtiği canlı bir merkez olduğunu ortaya koydu. DEMİR ÇAĞI’NA IŞIK TUTAN bu bulgular, yaz kültürü ile derin bağlar kuran bir şehir planını gözler önüne seriyor.
Bir zamanlar birlik içinde uzanan doğu surları ve birbirine bağlı odalardan oluşan yapı kalıntıları, şehrin planlı bir mimariye sahip olduğunu gösteriyor. Elde edilen buluntular, Yaz kültürüyle derin bağlar kuran Baktriya bölgesinin önemli bir parçalarını işaret ediyor ve erken dönem şehir devletlerinin evrimini anlamamıza ışık tutuyor.
Şehrin beş odalı kompleksi, günlük yaşamın ince ayrıntılarını saklıyor; bir odada bulunan lamba nişi ve yanık izleri, söz konusu alanın uyku alanı olarak kullanıldığını düşündürüyor. Taş öğütme aletleri ise tarımsal faaliyetlerin burada yürütüldüğünü kanıtlıyor; seramikler, tunç parçalar ve deniz kabukları ise ticari ve kültürel etkileşimin birer göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
İlginç bir detay ise savunma mimarisinde görülüyor. Bandikhan II’nin diğer sitelerden farklı olarak yarım daire şeklinde savunma kuleleri içermemesi, bu bölgenin askeri-stratejik yapısını yeniden düşünmemize yol açıyor. Yine de buluntuların bir araya gelmesi, bölgenin ilerleyen kazı sezonlarında daha da netleşeceğini gösteriyor.
Bu keşif, İpek Yolu arkeolojisini destekleyen eğitim programlarının da önünü açıyor ve Bandikhan II sadece geçmişe dair bir pencere olmakla kalmıyor; Orta Asya’daki şehirleşmenin nasıl evrildiğini anlamak için kilit bir anahtar olarak karsımıza çıkıyor.
