Haldun Dormen’in yaşamı, sahneyle iç içe geçmiş uzun bir yolculuk gibi. Oyunculuk, yönetmenlik ve öğretmenlik dönemeçlerinde biriktirdiği izler, bugün dünden çok daha canlı ve ders çıkarılan anılar hâline geliyor. Cumhuriyet’e konuşulanlar, yol arkadaşları ve kayıplar, onun için yalnızca hatıralar değil, sanatsal birikiminin de aynası oldu.
Adile Naşit’in belgesel çalışmaları bir yana, Dormen için her isim bir damla gibi düşünülür ve her damla, tiyatronun disiplinli ve ciddi yüzünü hatırlatır. Tiyatro, onun için sadece sahnede yapılan bir gösteri değildir; disiplin, sorumluluk ve süreklilikle yoğrulan bir yaşam biçimidir. “Tiyatro çok ciddi bir iştir.” diye sık sık dile getirdiği bu yaklaşım, onun öğrencilerini ve kurduğu toplulukları şekillendirdi.
HALDUN DORMEN KİMDİR? 1928’de Mersin’de doğan Dormen, gençlik yıllarında Galatasaray Lisesi’nde ve Robert Kolej’de eğitim gördü; tiyatro kariyerine Yale Üniversitesi’nde aldığı eğitimle adım attı. Türkiye’ye döndüğünde, Küçük Sahne ve Dormen Tiyatrosu ile tiyatro yaşamının yeni bir dönemi başlattı. Erol Günaydın, İzzet Günay ve daha pek çok ismi ustalıkla yetiştirdiği bu dönemde, topluluk 1957-1972 arasındaki parlak dönemiyle hafızalarda yer etti.
Bir dönemin ikonları olan oyunlar ve sahneler, Dormen’in kariyerinde yalnızca başarı öyküleri değildir; aynı zamanda Türk müzikal tiyatrosunun köşe taşlarıdır. Sokak Kızı İrma ile Türkiye’de Batılı tarzdaki müzikalin adını duyurması, 1962’de Ses Tiyatrosu’ndan komedi dünyasına uzanan serüvenin bir parçasıdır. Ardında pek çok genç sanatçı bıraktı; Erol Evgin, Nisa Serezli, İzzet Günay gibi isimler onun öğrencileri ve iş birlikçileri olarak sanat dünyasında izlerini sürdürdüler.
Dormen’in ilerleyen yılları, yazarlık ve televizyonculukla zenginleşti. Milliyet’te köşe yazarlığı, TV programları ve akademik çalışmaları, onun tiyatro kimliğini sahneden koparmadan geniş kitlelere taşıdı. 1984’te Komedi Tiyatrosu’nu devralması ve bu isimle anılması, aslında Dormen Tiyatrosu’nun ruhunun sürdürülmesi anlamını taşır. 2002’ye dek süren bu süreçte sahnelerden kopmayan bir üretkenlik sergiledi.
Afife Tiyatro Ödülleri’nin kuruculuğu ve sanat danışmanlığı, onun sanatsal vizyonunun toplumsal bir karşılığını oluşturdu. Ödüllerin on yıllık açılış konuşmalarını yapması, yirminci yılında adıyla anılan özel bir ödülün eklenmesiyle, Dormen’in sahne dışı mirası da kapsamlı bir kültürel referans olarak pekişti. Hayatının ve çalışmasının belgelediği zarafet, bugün hâlâ Türk tiyatrosunun çeşitli dallarında yankı buluyor.
Oyunlar listesinde Almanya’dan Bir Yar Gelir’den Kantocu’ya kadar uzanan geniş bir repertuar bulunur. Bu eserler, Dormen’in sahneye ve seyirciye olan güvenini, mizahla karışık eleştirel bakışını ve her zaman yenilik peşinde koşan yaratıcı gücünü yansıtır. Onun yolculuğu, sadece bir sanatçının biografisi değil, Türk tiyatrosunun modernleşme serüveninin de bir parçasıdır.
