Japonya’nın Oscar Adayı Kokuho ile Dramatik-Komedi Müthiş Eleanor: Yetenek mi, Miras mı?

japonyanin-oscar-adayi-kokuho-ile-dramatik-komedi-muthis-eleanor-yetenek-mi-miras-mi-36zeYNxL.jpg

Japonya’da Kokuho (Kabuki Ustası) filmi, izleyiciyi 13 milyonluk çarpıcı bir gişe başarısının ötesinde, geleneksel sahne sanatlarının içsel dinamikleriyle yüzleşmeye çağırır. Kore kökenli Japon yönetmen Lee Sangil’in yıllar süren arayışını, Clint Eastwood’un Affedilmeyen’inin Japonca uyarlamasıyla birleşen bir sinematik kimlik olarak görmek mümkün. Cannes’in Yönetmenler Haftası’nda gösterilen bu eser, Akutagawa Ödülü sahibinin 2018 romanından uyarlanmış ve 1964 ile 2014 arasındaki dönemi Kikuo ile Shunsuke’nin kabuki mirasını elde etme çabasıyla örer.

Hikâye, mahallelerin kaderini değiştiren bir tesadüfle başlar: yakuzanın ölümü sonrası Kikuo’nun koruyuculuğunu üstlenen Hanai Hanjiro, onunla öz oğulları Shunsuke’yi de aynı yoğun eğitim sürecine çeker. Bu süreç, kabuki sanatının soy yoluyla aktarılan kurallarını, fiziksel disiplinini ve tarihsel yükünü görünür kılar. Hanai’nın kararı, yalnızca bir yetenek meselesi değildir; miras ve meşruluk arasındaki ince çizgide durur. Kabuk tülerinin üstlendiği maskeler, oyuncuların gerçek kimliklerini gizlerken sahnede neyin anlatıldığına dair soruları yeniden gündeme getirir.

KABUKİN ÜSTÜNLÜĞÜ kelimeleri, bütçenin ve gerçek dekorların büyüklüğünü vurgular. 1.8 milyon dolarlık bir bütçeyle hayata geçirilen bu yapım için gerçekçi setler, kostümler ve aksesuarlar adeta bir tiyatro mabedini kurar. Kadroda kadınların kabukları taklit edemediği için onnagata olarak sahneye çıkan Ryo Yoshizawa ile Ryusei Yokohama, çekimlerden önce uzun bir eğitim sürecinden geçerler; Sonezaki’deki Aşk İntiharları, Balıkçıl Kız ve Tapınaktaki Kızlar gibi oyunlardan ikonlaşan bölümleri itinayla sergilerler. Kabuki’nin büyüklüğü, sahnelerin devasa dekorlarla doldurulması kadar, görsel anlatımın yakından çekimiyle de beslenir; bu sayede seyirci, oyuncuların terini ve nefesini hisseder. Görüntü yönetmeni Sofian El Fani’nin sahneyle kurduğu yakın diyalog, Japon filmlerinde geleneksel tiyatro sahnelerini izleyiciye farklı bir bakışla sunar. Müzik ve tasarım unsurları da bu deneyimin temel taşlarını oluşturur; Harai’nin müziği ile Taneda’nın prodüksiyon tasarımı zarif bir uyumla ilerler. Genç oyuncular Ryo Yoshizawa ve Ryusei Yokohama, ergenlikten yetişkinliğe geçişlerini başarıyla yansıtarak karakterlerin inşasında merkezi bir rol oynar. Ayrıca Ken Watanabe, Mitsuki Takahata ve Min Tanake gibi isimler kadronun derinliğini artırır. Kabuki, yalnızca bir dövüş veya kozmetik bir sanat değildir; Kokuho, yetenek ile miras arasındaki seçimleri düşündürür. Bu tartışma, günümüz dünyasında yüceltilen güçlerin, güvencesiz çıkar ilişkileriyle nasıl sıkışabildiğini sorgular. AİLE BELLEĞİNİ YAŞATMAK bölümünde ise Hollywood’un ödün vermeyen yaratıcı ruhuyla dalga geçmez, aksine mirasın sürdürülmesi ve ailenin anılarının korunması ekseninde duygusal bir merkez kurar. Scarlett Johansson’ın kariyerinin dönüm noktalarından ve Eleanor karakterinin içsel yolculuğundan hareketle, filmin aile, kayıp ve hafızayla kurulan bağların incelikli bir portresini çizer.

MİNİMALİST BİR ANLATIM… başlığı altında, yönetmen melodramın tuzağına düşmeden yalın bir dille gerçeği yansıtmayı seçer. New York’a olan aşk, çekim tekniğinin dramatik komedilere benzetilmesiyle zenginleşir; bu yaklaşım, karakterlerin içsel dünyalarını sade ama etkileyici bir biçimde keşfeder. Eleanor performansında June Squibb’in uyumu, Rita Zohar’ın deneyimleri ve Erin Kellyman’ın gençliğinden kaynaklanan enerji, filmin duygusal katmanlarını güçlendirir. Johansson, ailenin mirasıyla bağ kurma arzusunu, geçmişin acı hatıralarıyla yüzleşmenin gereğini vurgular. Bu film, yalnızca bir sanat dalının ziyası değildir; aynı zamanda bir ailenin kökleriyle hesaplaşmasının, yetenek ve güç dinamiklerinin nasıl evrildiğini sorgulayan bir düşünce yolculuğudur.

Exit mobile version