Bugünün Sahnesinde Distopik Bir Pinokyo: İDOB Modern Dans Topluluğu’nun Eseri Süreyya Opera Bale ve Gösteri Anılarını Şeffafça Aktarıyor

bugunun-sahnesinde-distopik-bir-pinokyo-idob-modern-dans-toplulugunun-eseri-sureyya-opera-bale-ve-gosteri-anilarini-seffafca-aktariyor-g5Iq4TUM.jpg

Son dönemde sahnelere taşınan bir modern dans eseri olan Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla, teknolojinin ve yalnızlığın iç içe geçtiği bir dünyada yeniden inşa ediliyor. Yaşlı bir adam ile ona emanet edilen gizemli bir “sentetik çocuk” arasındaki etkileşim, izleyiciyi alışılmış anlatı kalıplarının ötesinde bir serüvene davet ediyor. Bu ikili arasındaki bağ, günümüzün tekno-kültürel dokusunda kaybolan bireyselliğin izlerini sürüyor ve karşıtlıklar üzerinden yeni bir gerçeklik inşa ediyor. Gepetto’nun yalnızlığı ile modern yaşamın yapay zekâlar üzerinden görünürleşen yalnızlığı, eserin temel gerilimini oluşturuyor ve seyirciye içsel bir kâbus sunuyor.

Amerika’dan gelen bir rüya değil de Türk sahnesinde dokunan bu distopik parça, koreograf Erika Silgoner’in sahneye taşıdığı estetikle zenginleşiyor. Müzik tasarımını Murat Gökçe Özücoşkun üstlenirken, dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl’ın imzasını taşıyor; ışık tasarımı ise Yasin Gültepe’nin yetkin dokunuşuyla sahnede hayat buluyor. Eserin şu anki sürprizi, izleyiciyi Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde ağırlayacak olan bugün ve 6 Şubat performanslarıyla güç kazanıyor.

Prömiyerin ana kahramanları arasında Pinokyo rolünü Demet Aksular üstlenirken, Gepetto’yu Canberk Yıldız canlandırıyor. Mangiafuoco, Cricket, Cat, Fox, Lucignolo ve Blue Fairy gibi karakterler ise geniş bir kadro tarafından canlandırılıyor ve sahnenin dinamizmiyle bütünleşiyor. Eserdeki Kuklalar da sahnede hayat bulan birer oyuncu olarak seyirciyle buluşuyor.

KADRO SORUNUNUN Altında Yatan Gerçekler Türkiye’de bale ve modern dans alanında erkek dansçıların azalması, konservatuvarların üretkenliğini ve kadrotekniğini çeşitlendirme konusundaki endişeleri derinleştiriyor. Mimar Sinan ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde modern dansa yönelik yalnızca iki erkek, balede ise dört erkek öğrencinin bulunması, yetenekli sanatçıları bulmayı ve yetiştirmeyi zorlaştırıyor. Bu durum, mevut başvuruların sayısını düşürürken, yetenekli isimleri seçip yetiştirme sürecini de olumsuz etkiliyor.

GÜVENCE EKSİKLİĞİ Mezuniyet sonrası istikrarlı kadro imkanlarının sınırlı olması, genç dansçıların bu alanlara yönelmesini engelliyor. İş güvencesi konusundaki belirsizlikler, sanat dallarının cazibesini azaltıyor. Örneğin, Emre Karaca’nın yaklaşık 11 yıl süren sözleşmeli dansçı kariyeri, günümüzde yüksek oranda sözleşmeli çalışmanın yaygınlaşmasıyla karşılaştırıldığında bir göstergen oluyor. Bu durum, gençlerin kariyerlerini planlarken karşılaştıkları sınırları gözler önüne seriyor. Ekonomik zorluklar sadece dansçıları etkilemiyor; ailelerin kurulması, çocuk eğitimleri ve ek sanat eğitimi harcamaları da bu alanlara olan ilginin azalmasına katkıda bulunuyor. Hükümet ve ilgili kurumların, yeni dansçıların yetişmesi için kadro güvenliğini artırma yönünde adımlar atması elzem görünüyor.

Exit mobile version