A. Halim Kulaksız’ın ‘Vahşi ve Özgür’ Sergisi Piramid Sanat’ta Açıldı: Özgürlüğün Fotoğrafının İzdüşümü

a-halim-kulaksizin-vahsi-ve-ozgur-sergisi-piramid-sanatta-acildi-ozgurlugun-fotografinin-izdusumu-RgKjO65f.jpg

Güç, kuvvet, asalet ve zarafet; dostluk, yoldaşlık, sadakat ve güven; dilek, ölüm ve yaşam… Ancak en baskın olan özgürlük hissi, atları tanımlayan en temel sözcük olarak öne çıkıyor. Fotoğrafçı A. Halim Kulaksız, önceki mimari çalışmalarda kullandığı özgün mozaist tekniğini bu kez doğanın “vahşi” ve hareketli figürüne odaklayarak, kadrajını atların dünyasına yönlendiriyor.

Geçen hafta Piramid Sanat’ta açılan “Vahşi ve Özgür” sergisi, sanatçının kinetik enerjiyi durağan karelere hapsetme arzusundan doğan bir arayışın ürünüdür. Açılışa, Küba İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas ile Ingrid Lopez Lopez’in yanı sıra kültür sanat dünyasından birçok ismin katılımıyla başlayan etkinlik, serginin 8 Mart’a kadar süreceğini müjdeliyor.

TİTİZ BİR ÇALIŞMA Sergi katına adım atıldığında, karşınıza çıkan bir işin yoğun emeğiyle karşılaşıyorsunuz. Kapadokya’nın benzersiz coğrafyasında, Nevşehir’de atların “vahşi” ve “özgür” anlarını yakalamak için uzun süreli bir arayış söz konusu. Kulaksız sonrasında bu kareleri, mozaist tekniğiyle bir araya getirerek var olan görüntüyü yeniden inşa etmiş. Sonuç, görsel olarak zengin bir mozaik: Her bir parça, bütünü oluşturan unsurlardan yalnızca biridir ve bu parçaların bir araya gelmesiyle doğanın kendisiyle kurulan estetik bağ ortaya çıkar.

Kulaksız’a göre sergiyi mozaist tekniğiyle üretmenin temelinde iki ana düşünce yatıyor: İzleyiciye doğanın sadece seyredilecek bir manzara olmadığını hissettirmek ve onu, ayrıntılarda saklı olan bir yaşam ağına ortak etmek. Bu tekniğin gücü, uzaktan bakınca tek bir bütün olarak görünen görüntünün, yaklaştıkça binlerce parçaya bölünmesinde saklıdır. Bu parçaların her biri, ekosistemin birer üyesi olarak bütünüyle bir karşılık bulur.

İlk aşamada, kareyi yakalamak için doğada geçirilen günler ve bazen haftalar süren bekleyişler söz konusudur. Ancak gerçek üretim, mozaist tekniğiyle birlikte gelen matematiksel disiplin ve zamanla ortaya çıkar. Tek bir ana imaj için yüzlerce hatta binlerce alt fotoğraf özenle seçilir ve yerleştirilir; bu süreç yalnızca teknik bir yazılım çalışması değildir, her parça ile bütün arasındaki estetik bağ titizlikle denetlenir. Sonuçta ekranda görünen her eser, aslında binlerce anın tek bedende somutlaşmış versiyonudur.

MATEMATİKSEL ESTETİK Serginin küratörü Coşar Kulaksız ise çalışmanın temelini üç yönde konumlandırıyor: DİNAMİZM— hareketin doruğa ulaştığı anlar; DİNGİNLİK— doğadaki sessiz bekleyiş ve vakar; GEOMETRİ— mozaist tekniğinin doğadaki fraktallarla uyum içerisinde oluşturduğu dokusal bir anlatı. Bu yapı, izleyiciyi sadece bir fotoğraf sergisi içinde gezdirmekle kalmıyor; doğanın matematiksel estetiğiyle örülmüş bir hikayeye dahil ediyor.

Exit mobile version