Rahim ağzı kanseriyle mücadelede ocak ayı global olarak farkındalığın ve taramanın önemini yeniden hatırlatıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 2.600 kadın bu hastalığa tanı konulurken, 1.200’den fazla kadın bu nedenle hayatını kaybedebiliyor. DSÖ tarafından önlenebilir olarak tanımlanan bu kanser türünde erken teşhis ve HPV aşısı ile ölüm oranlarının düşürülmesi mümkün görünüyor.
Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur Cumhuriyet’e verdiği röportajında, erken teşhis ve aşılamanın etkisini vurgulayarak, temel olarak HPV’e karşı korunmanın rahim ağzı kanserinin önünü kapatabileceğini ifade etti. Hastalığın ilerleyen süreçte kansere dönüşebilen öncül lezyonlarla başlayabileceğini söyleyen Şendur, serviks kanserinin kökeninin çoğunlukla cinsel yolla bulaşan HPV olduğuna dikkat çekti.
Rahim ağzı kanseri, servikste anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir tümördür ve yüksek riskli HPV tipleri çoğunlukla bu süreci tetikliyor. Özellikle HPV 16 ve 18 alt tiplerinin vakaların yaklaşık %70’inden sorumlu olduğu belirtildi. Enfeksiyonlar çoğu zaman bağışıklık sistemi tarafından temizlense de bazı durumlarda yıllar içinde kalıcı hale gelip kansere dönüşebiliyor.
İleri evre uyarısı: Hastaların çoğu ilerleyen aşamalarda başvurduğu için tarama programlarına katılım hayati öneme sahip. Türkiye’de serviks kanserlerinin yalnızca %62’sinin erken evrede tespit edilebildiğini aktaran Şendur, geri kalan vakalarda geç tanı nedeniyle tedavinin daha zorlu ilerlediğini vurguladı. HPV aşısının koruyuculuğu yaklaşık yüzde 70 ile 90 arasında değişirken, aşı olanların düzenli taramayı ihmal etmemesi gerektiğini hatırlattı.
Türkiye’de 30–65 yaş arası kadınlar için her 5 yılda bir ücretsiz HPV ve smear testi sunulduğunu belirten Şendur, katılım oranlarının artırılması, farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması ve aşıya erişimin kolaylaştırılmasıyla hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğuna dikkat çekti.
