Kış aylarında cilt bariyeri iki temel nedenden dolayı zayıflıyor: havanın soğukluğu ve ortamın kuruluğu. Kalorifer ya da soba kullanımıyla hava kurudukça cilt, nemini kaybederek daha kırılgan hale geliyor. Bu durum, özellikle alerjik cilt yapısına sahip kişilerde daha belirginleşiyor; atopik dermatit olarak bilinen alerjik egzama bu dönemde daha sık ve kolay tetikleniyor. Çocuklar başta olmak üzere yetişkinlerde de alevlenmelerin arttığı gözlemleniyor.
Kurdeşen atakları ve diğer cilt sorunları da kışla birlikte artış gösterebiliyor. Soğuk havaların güneş ışınlarıyla birleşmesiyle sedef gibi bazı hastalıklar da kapalı ve güneşsiz havalarda kötüleşebiliyor. Soğuk ürtiker olarak adlandırılan durum ise özellikle dışarıda uzun süre kalanlarda daha sık görülebilir; yeterince korunulmayan bireylerde kurdeşen atakları yaşanabilir. Ayrıca Raynaud fenomeni gibi romatolojik durumlar da soğuk havalarda ciltte morarma veya yaralar şeklinde belirti verebiliyor; çok düşük sıcaklıklarda donma gibi ciddi hasarlar da meydana gelebilir.
Kış için cilt bakımı nasıl olmalı? Cilt, bu dönemde doğal olarak daha fazla kuruma eğilimindedir. Bu nedenle yüz ve vücut için daha yoğun nemlendiriciler tercih edilmeli ve yaz aylarında kullanılan su bazlı ürünlerin yerine kışın yağlı ve krem formundaki ürünler önerilmelidir. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde kollarda ve bacaklarda kuruluk artış gösterebilir; bu bölgelerin düzenli nemlendirilmesi egzama gibi sorunların önüne geçebilir.
Güneşten korunma kışın da elzem. Güneş koruyucu kullanımı sadece yazla sınırlı değildir. Özellikle kayak merkezlerinde karın yansıtıcı etkisi nedeniyle güneş yanıkları sık görülebilir; bu yüzden kışın da güneşten korunma önlemleri ihmal edilmemelidir.
