Günümüzde hareketsizlik ve kötü beslenme nedeniyle karaciğer yağlanması toplum genelinde hızla artıyor. Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, karaciğer yağlanmasının etkili biçimde önlenmediğinde siroza ilerleyebileceğini vurguluyor. KARACİĞER VÜCUDUN KİMYA FABRİKASIDIR ifadesiyle, sirozun karaciğerin sertleşmesi ve temel görevlerini yitirmesi anlamına geldiğini belirtiyor.
Siroz gelişimini tetikleyen ana nedenlerden biri hepatitlerin artık eskisi kadar baskın değildir; aşılar ve yeni tedaviler bu riski azaltırken, yağlanmanın ilerleyişi en büyük tehlikeyi oluşturuyor. Prof. Dr. Yaprak, “Yüzyıllık değişimle toplumda karaciğer yağlanması oranı %10 seviyelerinden %40’lara çıktı. Bu, dört katlık bir artış anlamına geliyor.”
METABOLİK SENDROM SİROZU BESLİYOR başlığı altında, yağlı karaciğerin metabolik sendromun bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor. Obezite, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve karın içi yağlanma bir araya geldiğinde karaciğerde yağlanma hızlanıyor ve zamanla iltihap ile NASH tablosu gelişebiliyor. Yağlanması bulunan hastaların yaklaşık %25-30’unda bu süreç NASH ile ilerliyor; bu grubun %10’unda ise siroza dönüşüm gözlenebiliyor.
Yaprak, yağlanmanın ilerleyen yıllarda siroza varabileceğini öngörüyor. “10 yıl içinde yaklaşık %1 riskle yeni siroz vakaları ortaya çıkabilir. Bu, önümüzdeki on yılda yaklaşık 400 bin yeni siroz hastası anlamına geliyor.” dedi. Erkeklerde bel çevresinin 100 cm, kadınlarda 85 cm üzerindeki değerler ve mevcut diyabet, hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği durumunda yağlanma olasılığının %60-70’e yükseldiğini belirtti. Morbid obez bireylerde yağlanma oranı ise son derece yüksektir.
YAĞLANMA GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR ifadesiyle tedavinin temelinin yaşam tarzı değişikliklerine dayandığına işaret ediyor. Akdeniz tipi beslenme, işlenmiş karbonhidratlardan kaçınma, fruktoz ve mısır şurubu içeren ürünlerden uzak durma gibi önlemler; mümkünse 14-16 saatlik aralıklı oruç uygulanması, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş ve kas güçlendirici egzersizlerin önemi vurgulanıyor. Ayrıca egzersize başlamadan önce kardiyolojik değerlendirme yaptırmanın özellikle 40 yaş üzeri ve kalp riski taşıyanlar için kritik olduğunu belirtti.
