Tarım sektöründeki maliyet baskısı, özellikle gübre ve mazotunun büyük ölçüde ithalata bağımlı olması nedeniyle savaş ve jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Hükümet ve ilgili kurumların piyasaları dengelemek amacıyla aldığı bazı kararlar, küresel enerji ve gıda akışlarındaki aksamaların Türkiye yüzünden oluşabilecek mali sonuçlarını hafifletmeyi amaçlıyor.
Tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübrelerin fiyatları, savaş öncesi ile karşılaştırıldığında önemli artışlar kaydetti. Kalıcı ve geçici stoklama ihtiyaçları, yüksek maliyetler nedeniyle çiftçilerin gübre teminindeki belirsizliği artırıyor. Özellikle serin iklim tahıllarında üst düzey gübrelemenin, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübrelemesinin döneme uygun şekilde uygulanması, verim üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Çiftçilerin çoğu depo kapasitesi açısından sıkıntı yaşıyor ve bu da tedarik planlarını zorlaştırıyor.
Gübre fiyatlarındaki yükselişe karşı alınan önlemler arasında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar sayılabilir. Ancak kritik olan, çiftçilerin bu ürünleri makul fiyatlarla temin edebilmesi. Doğru zamanda ve yeterli miktarda gübre kullanımı, bitkisel üretimde verim artışını tetikleyebilir ve maliyet baskısını hafifletebilir.
Mazot konusunda da benzer bir tablo söz konusu. Savaş öncesi litre başına yaklaşık 61 lira olan mazot fiyatı, savaş sonrası artışla 75 liraya yaklaşmış durumda ve satışın yaklaşık yüzde 40’ı vergi yüküyle oluşuyor. TZOB olarak mazottan verginin alınmaması gerektiğini vurgulamaya devam ediyoruz; tarımsal üretimin her aşamasında vazgeçilmez olan bu girdiye ilişkin maliyet baskısını hafifletmeye yönelik çağrılar sürdürüyor. Üreticilerin korunması ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için destek paketlerinin güçlendirilmesi de öncelikler arasında yer alıyor.
