Türkiye’nin küresel iktisadi konumu ve jeopolitik dinamikler ışığında, teknolojik dönüşümün hız kazandığı bir dönemde yapay zekanın yaygın etkileri konuşuluyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen bir toplantıda, dünyadaki güç dengelerinin değişimini ve bunun doğurduğu riskleri ele aldı; dijitalleşmenin ilerlemesiyle birlikte her alanda dönüşümün yaşandığını vurguladı. Güncel vizyonlar, yalnızca teknolojik gelişmeleri değil, kamu yönetiminden enerjiye kadar toplumun her kesimini etkileyen değişimleri kapsıyor.
Türkiye’nin planlama sürecinde küresel dönüşümlerin dikkate alındığını belirten Yılmaz, 12. Kalkınma Planı’nın özünde dijitalleşme ve yeşil dönüşümün yer aldığını hatırlattı. Veriye dayalı altyapıların güçlendirilmesi ve işlem gücünün artırılmasıyla, yatırımların daha bütüncül bir çerçevede büyütüleceğini ifade etti. “Yeni teknolojiler, verimlilik artışı ve rekabet gücü getirirken, eğer iyi yönetilmezlerse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınmayı tehdit edebilirler,” diyerek, dijital eşitsizliklerin yeni bir kavram olan yapay zeka bağlamında da önceki dijital bölünmeyle paralel ilerlediğini vurguladı. Bu yüzden yapay zekanın tüm topluma erişimini ve KOBİ’leri kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmasının hayati olduğunu dile getirdi.
Orta gelir tuzağına karşı mücadeleyi öne çıkaran Yılmaz, geniş bir teknolojik dönüşüm stratejisiyle daha yüksek katma değerli üretime geçilmesi gereğine dikkat çekti. İşgücü maliyetleriyle rekabetin zayıfladığı bir konjonktürde, yüksek teknolojik seviyeye ulaşmanın anahtar olduğuna işaret etti ve ülkenin bu dönemde üst gelir ligine yükselme hedefini sürdürdüğünü belirtti. Türkiye’nin Dünya Bankası sınıflandırmasında 2025 itibarıyla üst gelir grubuna adım atacağını öne süren Yılmaz, kalıcı dönüşüm için yenilikçi ve girişimci bir ekosistemin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gelecek dönemde ekonomide daha merkezi bir rol üstlenecek yapay zeka ve dijitalleşmenin, stratejik yatırımların odak noktası olduğunu belirten Yılmaz, HİT-30 programı kapsamında 30 milyar dolarlık bir bütçenin bu alanda somut çalışmalarla kullanıldığını aktardı. Bu yatırımlar arasında veri merkezleri, bulut bilişim ve yapay zekaya özel çalışmalar yer almakta; KOBİ’ler ve start-up’lar için finansal destekler sağlanıyor ve uluslararası düzeyde gerekli etik ve hukuki çerçeveler oluşturuluyor. Kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik konularının millî güvenlik perspektifiyle dengelenmesi gerektiğini vurguladı.
İnsanı merkeze alan bir yaklaşım benimsenerek, tüm teknolojik politika ve uygulamaların insan refahını, özgürlüğünü ve demokratik değerleri öncelemesi gerektiğini belirtti. İlk Yapay Zeka Strateji Belgesi’nin 2021-2025 dönemi için hazırlandığını hatırlatarak, yeni dönemde daha kapsayıcı bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Endekslerde yükseliş süreci, 2021 yılında 44. sırada olan Türkiye’nin 2024 yılında 34. sıraya yükseldiğini gösterse de, bunun yeterli olmadığına işaret ederek daha ileri hedefler koydu.
Güvenlik ve yenilik dengesi üzerinde duran Yılmaz, Siber Güvenlik Başkanlığı ile güvenlik ve teknolojinin aynı yapıda ilerlemesini hedefleyen bir yaklaşımı benimsediklerini belirtti. Bireyler ve ülkeler için güvenli, yeniliklere açık bir sistem kurmanın önemini vurguladı; öngörülebilir bir düzenleme çerçevesinin piyasanın dinamizmini körelletmeyecek şekilde tasarlanmasının gerektiğini söyledi. Kamu-özel sektör ve yeni girişimler arasındaki diyalogun sürekliliğini de bu çerçevede değerlendirmenin önemine işaret etti.
Sonuç olarak, Yılmaz, insan odaklı yaklaşımın ve çok hedefli dengelerin ön planda tutulmasının, yapay zekanın topluma faydasını maksimize edeceğini ifade etti. Bu alandaki politikaların, geniş bir kalkınma vizyonunun parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı ve yeni stratejinin bu sürdürülebilir yönetişim çerçevesinde şekilleneceğini belirtti.
