Türkiye’nin hanehalkı yapısında görülen değişim, yeni konut taleplerine yön veriyor. Artan tek başına yaşamalar ve küçülen ortalama hanehalkı büyüklüğü, konut piyasasında daha kompakt yaşam alanlarına talebi güçlendiriyor. TÜİK verilerine göre 2008 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğü 4 kişi iken, 2025’te bu sayı 3.08’e geriledi. Tek kişilik hanelerin oranı ise 2014’te %13.9 iken 2025’te %20.5’e yükseldi.
“Geçici olmayacak” diyerek değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, demografik değişimin küçük metrekareli konut talebini kalıcı bir yönelim haline getirdiğini vurguluyor. Dönüşümün temel nedenlerinden biri olan en çok dikkat çekici nokta, tek başına yaşayan kişi sayısının artmasıdır. Boşanmalar, öğrenciler ve genç profesyonellerin yalnız yaşaması ile yaşlı nüfusun yükselmesi, konut tipolojilerini değiştirecek gibi görünüyor.
“Doğru denge şart” Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı ise Türkiye’de ailenin küçülmesiyle gayrimenkul ihtiyacının daha kişisel ve fonksiyonel çözümlere yöneldiğini belirtiyor. Tek yaşayanlar, çekirdek aileler ve yaşlı bireyler gibi farklı toplumsal gruplar, beklenen konut özelliklerinde çeşitlilik arıyor. Bu değişim, lokasyon, metrekare büyüklüğü, yapı niteliği ve maliyet dengesi konularında daha hassas kararlar alınmasını gerektiriyor.
“3 farklı neden VAR” Yazıcı, küçük konut tercihinin ardında yatan üç ana nedeni şu şekilde özetledi: Şehir merkezine yakın ama daha küçük bir konut arayışı, büyük konutların ulaşım maliyetlerini artırması ve pandemi sonrası benimsenen hibrit-uzaktan çalışma modellerinin etkisi. Küçük metrekareli evler, yalnızca satın alma maliyetini düşürmekle kalmıyor; aidat, enerji ve bakım giderleri açısından da tasarruf sunuyor.
“Büyükşehirde EV aranıyor” Özelmacıklı, tek kişilik hanelerin artışının özellikle büyükşehirlerde 1+1 ve 2+1 gibi daha yönetilebilir konutlara ve merkezi lokasyonlara yönelimi güçlendirdiğini ifade ediyor. Ayrıca 2025 itibarıyla Türkiye’de 65 yaş ve üzeri bir kişinin en az bulunduğu hanelerin oranı artacak; tek başına yaşayan yaşlı bireylerin payı %33.2 olacak. Bu durum, erişilebilirlik ve güvenlik gibi kriterleri daha kritik hale getiriyor. Asansörlü binalar, sağlık hizmetlerine yakınlık, güvenli siteler ve kolay ulaşılabilir konutlar, yaşlı nüfusa odaklı konut tasarımlarında öne çıkıyor. Fiyat ve metrekareden öte, yaşam kalitesini sürdürülebilir kılan özellikler artık karar sürecinin merkezinde yer alıyor.
