IMF: Türkiye’nin Dezenflasyon Programı Başarılar Gösterdi

imf-turkiyenin-dezenflasyon-programi-basarilar-gosterdi-PHzCNspz.jpg

IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu sonuçlandırdı. Yapılan açıklamada, güçlü mali dengeler ve ihtiyatlı gelir politikaları ile sıkı para duruşunun, enflasyonun düşüşünü desteklediği vurgulandı. Yıllık bazda enflasyonun Aralık 2025 itibarıyla, Eylül 2024 seviyesinden önemli ölçüde gerilediği belirtildi. 2024 yılı 4. Madde sürecinden itibaren yürütülen dezenflasyon programı kapsamında ilerleme kaydedildiği ifade edildi.

2024 ortasından itibaren gözlenen geçici yavaşlamanın ardından GSYH büyümesinin güçlenerek sürmesi bekleniyor. Tahminlere göre 2025 sonunda büyüme ~%4,1 seviyesinde gerçekleşecek ve enerji talebinin güçlenmesiyle Türkiye’nin uluslararası rezervleri ile cari açık finansmanı da destekleniyor. İç talebin güçlenmesi, cari işlem dengelerini olumlu yönde etkileyerek rezervleri kuvvetlendirmeye devam ediyor.

Sıkı para politikası dezenflasyonu destekliyor Açıklamada, kademeli dezenflasyon hedefi doğrultusunda ılımlı ücret artışları ve nötr maliye politikasıyla birlikte politikanın genel bileşiminin enflasyonu düşürmeye odaklandığı ifade edildi. Mevcut politika çerçevesinin, dezenflasyon ile istikrarlı büyümeyi dengede tutmaya çalıştığına dikkat çekildi. İç talebin 2026 sonu için öngörülen enflasyon hesaplarında belirgin artışa yol açmaması etiketiyle, 2026 yılı sonunda enflasyonun yaklaşık %23’e gerilemesi ve büyümenin %4,2 ile sürmesi bekleniyor.

Açıklamada ayrıca cari açığın uygun ölçütlerle finanse edilmeye devam edeceği ve mevduat sahipleri ile güvenin güçlenen rezervler ile desteklendiği vurgulandı. Enerji fiyatlarındaki değişimler veya hava koşulları gibi olası şokların enflasyon sürecini uzatabileceği, dezenflasyona yönelik kademeli yaklaşımın finans sektörü üzerinde bazı baskılar yaratabileceği de not edildi.

İddialı yapısal reform vurgusu IMF’nin değerlendirmelerinde, dezenflasyon politikalarının makroekonomik dengeleri iyileştirdiği, güveni yükselttiği ve güçlü büyümeyi koruduğu belirtildi. Enflasyon hedeflerine ulaşmak için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimiyle, dış tamponları güçlendirme ve kapsayıcı orta vadeli büyümeyi destekleme yönünde adımların gerekliliği dile getirildi. Vergi tabanının genişletilmesi ve uyumun artırılması, enerji sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılması ve harcamaların sosyal önceliklere yönlendirilmesi hedefleri öne çıktı.

Bu çerçevede, kamu sektörünün gözetiminin artırılması ve ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi vurgulandı. Mali alan genişledikçe, ek kaynakların sosyal ihtiyaçlara yönlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Finansal sektörün dayanıklılığı vurgulanıyor Daha sıkı para politikasının kararlı bir dezenflasyon için gerekli olduğuna işaret edildi, ancak politika faizindeki ayarlamaların ekonomik veriler ve makrofinansal etkiler ışığında yapılması gerektiği belirtildi. Merkez Bankası bağımsızlığı ve iletişiminin önemi vurgulanırken, döviz müdahalelerinin etkisinin sınırlı tutulması gerektiği, rezerv tamponları toparlandıkça döviz kuru esnekliğinin kademeli olarak artırılmasının önerildiği aktarıldı. Piyasadaki streslere hızlı müdahale kapasitesi sayesinde finansal sektörün sağlamlığını koruduğu kaydedildi. Yüksek döviz likidite riskleriyle mücadelede ihtiyatlılığın sürmesi gerektiği belirtildi; denetim ve çözümleme çerçevelerinin güçlendirilmesi ise desteklenen hedefler arasında geldi.

Yapısal reformlar için önceliklendirilmiş alanlar sıralanırken, ekonomik tahminler de paylaşılmaya devam etti. Türkiye’nin 2027’de %4,1, 2028-2031 arasında ise yıllık %4 civarında büyümesinin öngörüldüğü belirtildi. İşsizlik oranının 2026’da %8,3, 2027’de %8,7 ve 2028-2031 döneminde %9,1 seviyelerine yükselmesi bekleniyor. Enflasyonun 2025 yılında %19’a, sonraki yıllarda ise %15’e doğru düşmesi öngörülüyor. Cari açığın GSYH’ye oranı 2026-2028 döneminde %1,4 ve 2029-2031 döneminde %1,5 olarak öngörülüyor.

Exit mobile version