Türkiye, COP31 sürecinde küresel enerji güvenliğini güçlendirmek ve adil bir iklim düzeni için diyalogu aktif tutmayı hedefliyor. Berlin’de gerçekleştirilen Petersberg İklim Diyaloğu’nda açılan konuşmalar, fosil yakıt bağımlılığının enerji arzı üzerindeki risklerini hatırlatırken, alternatif enerji kaynaklarına yatırımın ve enerji çeşitliliğini artırmanın önemini vurguluyor. Ulusal katkı beyanları ve finansman meseleleriyle ilgili somut taahhütlerin bir an önce ortaya konması gerektiği çağrısı yapılıyor.
Türkiye’nin son yıllarda enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerji kapasitesine yaptığı yatırımlar,2035’e kadar enerji eklemek için iddialı hedefler belirliyor. Bu hedefler arasında her yıl en az 8 gigawattlık yenilenebilir kapasite eklemek ve 2030’a kadar enerji verimliliğine 20 milyar dolardan fazla kaynak ayırmak yer alıyor. Ancak bu çabaların küresel ölçekte adil ve ulaşılabilir hale gelebilmesi için tüm ülkelerin dayanışma içinde hareket etmesi gerekiyor.
Cop sürecinin temel amacı, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları ile 2 Yıllık Şeffaflık Raporları üzerinden şeffaflığı artırmak. Donörlerle olan taahhütlerin yerinde tutulması ve BM İklim Fonu’nun güçlendirilmesi, adaptasyon ihtiyaçlarının karşılanması için kritik önemde. Ayrıca Yeşil İklim Fonu’nun üçüncü ikmal turunun, kayıp ve zarara müdahale fonunun aktif kullanımıyla birlikte, Paris Anlaşması’nı somut adımlarla ilerletmek için gerekli olduğunun altı çiziliyor.
Küresel iklim eylemi gündemiyle uyumlu 9 tematik öncelik üzerinde uzlaşı sağlanması bekleniyor. Bunlar arasında döngüsel ekonomi, temiz enerji, endüstriyel dekarbonizasyon, okyanus ve deniz ekosistemlerinin korunması, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım, iklime dirençli şehirler, gençlik katılımı ve biyolojik çeşitlilik ile arazi bozunumu arasındaki etkileşim yer alıyor. Bu öncelikler, Bakü-Belem yol haritası doğrultusunda global uygulama hızlandırıcısı gibi ek mekanizmalarla hayata geçirilecek.
Toplantılar, Antalya’daki COP31’e odaklı olarak, uluslararası iş birliğini yeni düzeylere taşımayı amaçlıyor. Biden sonrası döneme kalan zorluklar için ortak çözümler üretilirken, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki yaklaşımı diyalog ve ortak hareket etme temelinde sürdürülüyor. Emine Erdoğan’ın doğa ve iklim dostu projelerinin desteklendiğine vurgu yapılırken, COP31’in bir dönüm noktası olması hedefleniyor.
Birleşmiş Milletler Çevre ve İklim Değişikliği Bakanları ise fosil yakıt bağımlılığının enerji güvenliğini tehdit ettiğini, yenilenebilir enerjiye yönelmenin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. İşbirliğiyle uygulanacak Paris Anlaşması çerçevesindeki taahhütlerin hızla hayata geçirilebilmesi için adaletin de sağlanması gerekliliği vurgulanıyor. COP31’in uygulanabilir bir gündem etrafında toplanması ve tüm aktörleri sahada harekete geçirecek somut adımların atılması hedefleniyor.
