12 Kasım 2021’den itibaren Borsa İstanbul’da BIST Katılım 30, BIST Katılım 50, BIST Katılım 100, BIST Katılım Tüm ve BIST Sürdürülebilirlik Katılım endeksleri yatırımcılara katılım finansı odaklı seçenekler sunuyor. Katılım finansı kriterlerini karşılayan şirketler bu endeksler içinde yer alırken, BIST Katılım Tüm Endeksi kapsamındaki şirketlerden en yüksek işlem hacmi ile piyasa değeri paylarını bir araya getirenler, BIST Katılım 100, 50 ve 30 endekslerinde hesaplanır.
Geçen yıl BIST Katılım 100 endeksi, yatırımcılara reel getiri sağlayan sektör odaklı bir performans ortaya koydu. Endeks, enflasyon ortamında dikkat çekici bir reel getiri sunarken, bazı firmaların üretim ve ticaret odaklı faaliyetleri, katılım finans prensiplerinin piyasa performansını güçlendirdiğini gösterdi. Endekste yer alan şirketlerin çoğu, faizsiz borçlanmaye ve reel ekonomiye bağlı işler yapan firmalardan oluşuyor.
İSLAMİ FİNANS PRENSİPLERİNE UYGUN HİSSELERDEN OLUŞMA – Katılım Emeklilik Fon Operasyonları, Varlık Yönetimi ve Ekonomik Araştırmalar Direktörü Fatih İlker Yiğit, endekslerin sadece bir getiri hikayesi olmadığını, varlığa dayalı ve reel ekonomiye yönelen bir finans yaklaşımını da yansıttığını ifade ediyor. Özellikle BIST Katılım 100 Endeksi’nin geçen yıl enflasyona karşı korunmuş bir reel getiri sunduğunu belirterek, endeksin büyük ölçüde reel üretim ve ticaret odaklı sektörlerden oluştuğunu ve bu yapının katılım finans prensiplerini güçlendirdiğini belirtiyor.
Yiğit, endekslerin seçiminde TKBB Danışma Kurulu ile Borsa İstanbul’un kriterlerine bağlı kalındığını vurguluyor. Ayrıca endekste yer alacak şirketlerin faizli borçların piyasa değerine oranının, faiz getirili nakit ve benzeri varlıkların payının ve helal olmayan faaliyet gelirlerinin sınırlı olması gerektiğini hatırlatıyor. Endeksin güncel yapısına göre, savunma sanayisi, perakende ticaret, temel mal üretimi, enerji ve kimya gibi reel sektörlere odaklanan şirketler ön planda bulunuyor ve bu alanlarda hareket edenler, güçlü nakit akışı ve maliyet avantajlarıyla ön plana çıkıyor.
ARTAN İLGİ – Katılım endeksine yönelik ilgi son yıllarda belirgin biçimde artıyor. Bu alana yönelen yatırımcılar arasında iki farklı profil öne çıkıyor: tasarruflarını katılım bankacılığı ve endeksler çerçevesinde değerlendirmek isteyenler ile geleneksel yatırımcılar, getiri-risk dengesi nedeniyle bu endekslere ilgi gösteriyor. Yiğit, endekse alınacak şirketlerin faizsiz finans ilkelerine uygunlukla sınırlı borçluluk ve sürdürülebilir operasyonlar kriterlerine uygunluğunu hatırlatıyor. Ayrıca endeksin, borçluluk ve finansman maliyeti açısından zaman zaman BIST Genel Endeksi ile pozitif ayrışma potansiyeline sahip olduğunu ifade ediyor.
“KATILIM ENDEKSİNİN BIST GENELİNE KIYASLA ZAMAN ZAMAN POZİTİF AYRIŞMA İHTİMALI GÜÇLÜ” ifadesiyle Yiğit, mevcut makroekonomik koşullar altında endeksin geleceğine dair dengeli bir bakış sunuyor. Yatırımcıların kısa vadeli spekülasyonlardan ziyade orta-uzun vadeli bir perspektife odaklanmasının daha sağlıklı olduğunu belirtiyor. Makroekonomik bozulmanın ciddi olmadığı durumlarda, katılım endeksinin BIST geneline göre zaman zaman pozitif ayrışma ihtimali güçlüken, şirket bazlı analiz ve risk yönetiminin her zaman ön planda tutulması gerektiğini vurguluyor.
