Bir televizyon programında gündeme dair soruları yanıtlayan Bakan, insansız hava araçlarının savaş alanlarında ne kadar kritik olduğunu vurguladı. Hızla üretilebilen ve sürü halinde görev yapan bu sistemlerin, çok sayıda aracı eş zamanlı kullanabilme kapasitesiyle öne çıktığını belirtti. Türkiye’nin insansız sistemler konusundaki mevcut ileri düzey tecrübesinin, savunma sanayisini dünya liderliğine taşıdığına dikkat çekti. Özellikle Baykar, TUSAŞ ve ASELSAN gibi yerli şirketlerin ürün yelpazesini genişlettiğini ifade eden Bakan, bugün dünyanın insansız hava aracı pazarında Türkiye’nin elindeki payın önemli bir kısmını oluşturduğunu söyledi.
Ülkenin ürün geliştirme hızının yüksek olduğunun altını çizen Kacır, savunma sanayisinde birkaç haftalık aralıklarla yeni özgün ürünlerin ortaya çıktığını dile getirdi. İleri teknolojiler üzerinde çalışan ekosistemin, insansız sistemlerden füze ve radar alanlarına kadar genişlediğini belirtti. Önümüzdeki dönemde, mevcut kabiliyetleri derinleştirmek ve seri üretimi daha da ileri seviyeye taşımak adına hedeflerimizin bulunduğunu vurguladı.
Tehditlere karşı etkili bir savunma ağı kuran Türkiye, teslim edilen ve envantere alınan hava savunma sistemlerini aktif olarak kullanıyor ve bu sayıyı artırmayı amaçlıyor. Ülkenin coğrafi büyüklüğü nedeniyle üretim ve teslimatlarda hız kazanmayı hedefliyoruz. Bakan, dünyada yalnızca birkaç ülkenin bu tür yetkinlikleri gerçekten geliştirebildiğini belirtti ve Türkiye’nin bu alandaki yolculuğunu, küresel sınırlamalara rağmen kendi çekirdek teknolojileriyle şekillendirdiğini ifade etti.
Türkiye operasyonel tecrübe açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline geldi diyen Bakan, dron teknolojisi ve insansız sistemler başta olmak üzere elektrik harp ve elektronik alanlarında lider konumuna ulaştığını vurguladı. Roketsan ve TÜBİTAK SAGE’nin milli füzeler üzerinde ileri düzey kabiliyetler geliştirdiğini hatırlatan açıklamada, Türkiye’nin yaklaşık iki buçuk on yıldır milli füze projeleri üzerinde çalıştığı ve sonuçların alınmaya başladığı belirtildi. Savunma sitemlerini zorlayabilecek çok yönlü tehditler karşısında hava savunma ve taarruz kapasitesinin bir arada bulunması gerektiğinin altı çizildi.
Hava-hava füzelerinde%100’e yaklaşan menzil hedefleri ve 100 kilometreye ulaşan yetenekler kapsamında, radar teknolojilerinin de hayati rol oynadığına değinen Kacır, ASELSAN’ın MURAD radarının yüksek menzil ve hassasiyetle çalışabildiğini ifade etti. TÜBİTAK SAGE’nin Gökdoğan ve Bozdoğan füzeleriyle, Türkiye’nin insansız hava araçlarından bile hava-hava füzesi kullanabilen ilk ülkeler arasına girdiğini belirtti. Şu anda hedeflerin daha da ileriye taşınması için çalışmaların hızla sürdüğünü söyledi.
Sanayinin diğer alanlarındaki kabiliyetler de savunma sanayisine aktarılarak, seri üretim yetkinliğinin daha da güçlendirildiğini belirten Bakan, ülkenin bu konularda küresel arenada rekabetçi kalması için çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’nin güçlü bir vizyonla, savunma sanayisini adalet ve merhamet ilkeleriyle bütünleştiren bir rol üstlendiğini vurguladı. Diplomatik adımların yanı sıra savunma sanayisindeki adımların caydırıcılığı en üst düzeye çıkarmaya odaklandığını söyledi.
