Şebinkarahisarlar Yardımlaşma Derneği’nde konuşan Bakan Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin savunma sanayiinde kaydettiği ilerlemeyi vurgulayarak, yerli ve milli projelerin ülkenin güvenliğini güçlendirdiğini ifade etti. Türkiye’nin iki bin kilometre menzilli atılabilir füzeler dâhil olmak üzere çeşitli hedeflere yönelik çalışmalarını sürdüren bir güç haline geldiğini belirtti.
Uluslararası konjonktürdeki değişikliklere dikkat çeken Kacır, uluslararası hukuk ve kurumların etkisinin giderek sınırlı kaldığını ve bu nedenle Türkiye’nin istikbalı için güçlü bir uyum ve dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kurulmuş olan savunma sanayi ekosisteminin, Türkiye’yi kararlı bir caydırıcılık seviyesine taşıdığını vurguladı.
“SAVUNMA SANAYİNDE YERLİ ÜRÜNLERİN PAYI YÜZDE 20’LERDEN YÜZDE 80’LERE ULAŞTI” dediğinde, Kacır, ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN başta olmak üzere yerlileştirme hamlelerinin 2000’li yılların başında başladığını hatırlattı ve o günden bu yana savunma ve havacılık alanında ithal çözümlerin yerli üretimlerle yer değiştirdiğini açıkladı. Ayrıca savunma sanayi ihracatının yükseldiğini ve sektördeki yeteneklerin katlandığını ifade etti.
Mehmet Fatih Kacır, balistik füzeler, TAYFUN gibi projelerin geliştirilmesiyle milli savunma kabiliyetinin pekiştiğini söyledi. Çakır ve ATMACA gibi projelerin ilerlemesiyle güvenlik altyapısının güçlendiğini, yerli üretimin her geçen gün daha ileriye taşındığını belirtti. Türkiye’nin 2 bin kilometre menzilli füzeler dâhil olmak üzere çeşitli sistemi kendi topraklarında üretebilme kapasitesine vurgu yaptı.
Ekonomik bağımsızlığın siyasi özerklik için gerekli olduğuna değinen Kacır, teknolojik bağımsızlığın da ekonomik bağımsızlık için şart olduğunu kaydetti. Türkiye’nin üretim gücü ve pazar çeşitliliğinin, Çin sonrası bölgede rekabetçi bir konum elde etmesini sağladığını söyledi. OSB’lerdeki istihdam ve AR-GE faaliyetlerindeki artış ile Türkiye’nin büyüyen katma değeri ve yüksek teknolojili ürünlere odaklanmasının altını çizdi.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin neden önemli olduğuna dair açıklamasında, Kacır dürüst bir tablo çizerek, Çelik Kubbe gibi hava savunma sistemlerinin entegrasyonu ile semaların korunmasına yönelik adımları öne çıkardı. Ayrıca Çakır, ATMACA ve SOM gibi sistemlerin yüksek üretime geçmesini ve balistik füzelerin geliştirilmesini hedeflediklerini belirtti. Savunma sanayinin güçlenmesiyle Türkiye’nin bağımsız savunma ve güvenlik politikaları oluşturabildiğini vurguladı.
Diplomatik ve uluslararası ilişkiler bağlamında da Türkiye’nin küresel misyonlarda daha görünür hale geldiğini söyleyen Kacır, uluslararası arenada adalet ve merhamete vurgu yapan bir ülke olarak dünyaya güvenlik ve istikrar mesajları göndermeye devam edeceklerini ifade etti. Teknolojide ilerlemenin küresel rekabette öne geçmenin anahtarı olduğunun altını çizerken, genç kuşakları bu yönde çalışmaya çağırdı.
