Kısa süre önce başlayan nükleer görüşmelerinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın niyet OKUNUSU konusunda açık olmadığını belirtirken, sürecin beklenen ilerleyişten memnun olmadığını ifade etti. İki taraf arasında uranyum zenginleştirme konusundaki taleplerin uç noktalarda bulunması, anlaşmanın hayata geçmesi için gereken uzlaşının zor olduğuna işaret ediyor. Bu gelişmelerin hemen ardından İsrail’in İran’a karşı önleyici adımlar attığı ileri sürüldü. Saatler ilerledikçe sirenler ve cep telefonu uyarılarıyla ülkede alarm hali sürüyor. Bazı medya raporları, ABD ve İsrail iş birliğiyle yürütülen operasyonu yansıtıyor; Trump ise bu iddiaları doğrulayacak ifadeler kullandı ve “İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık” sözleriyle kamuoyunu bilgilendirdi.
Görüşmelerin en kritik farkı, İran’ın nükleer programını sınırlandırma karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep etmesi ile ABD’nin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını istemesi olarak öne çıkıyor. Diplomatik çabalar sürse de, taraflar arasındaki beklentilerin uyumlu hale gelmesi için daha kapasite gerekiyor.
ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığı hızla artıyor Törenler sürerken Washington, bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Trump, İran ile yapılacak anlaşmanın 10-15 gün içinde netleşmesini öngördüğünü belirtirken, İran’la anlamlı bir uzlaşma beklediğini vurguladı; aksi takdirde ciddi sonuçlar doğabileceğini işaret etti. Kongre’de yaptığı konuşmada da İran’ın uzun menzilli füze programına dikkat çeken Trump, diplomatik çözümü benimsediğini ancak nükleer silah edinimini kesinlikle engelleyeceklerini ifade etti. Cenevre görüşmelerinin ardından ise olası bir askeri müdahalenin rejim değişikliğine yol açıp açmayacağını değerlendirdi ve gerektiğinde gerekeni yapacaklarını söyledi.
İncelenen açık kaynak raporlarına göre bölgede 330’dan fazla ABD uçağı konuşlandırıldı ve bu sayı önümüzdeki iki gün içinde yaklaşık yüzde 10 artış gösterdi. Uzmanlar, bu hareketliliğin olası bir operasyon için hızlı destek ve diplomatik baskıyı güçlendirmek amacı taşıdığını belirtiyor.
Piyasalarda jeopolitik risklerin artması Bölgedeki tansiyon, küresel piyasalarda risk algısını yükseltiyor ve enerji fiyatlarında güvenli liman arayışını tetikliyor. Özellikle petrol fiyatları önemli bir hareketlilik gösteriyor: Şubat nihai işlem gününü yaklaşık %3 yükselişle kapatan Brent, 73,12 dolar civarında seyretti; WTI ise yaklaşık %2,7 artışla 67,22 dolar seviyesinden işlem görüyor. Uzmanlar, gerilimin tırmanmasının enerji piyasalarında volatiliteyi artıracağını, ancak ABD’nin enerji politikasının düşük fiyatları koruma yönünde olması nedeniyle fiyatların kalıcı olarak yüksek seviyelerde kalmasını beklemiyor.
Bir saldırı halinde petrol fiyatlarında yaklaşık %10 artış olasılığı Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, saldırının büyüklüğüne bağlı olarak petrol fiyatlarında belirgin bir yükseliş öngörüyor. Uzman, enerji altyapısının hedef alınmaması durumunda bile petrol fiyatlarında sınırlı bir artışın söz konusu olabileceğini söylüyor. Ayrıca bölgedeki belirsizlik ve potansiyel genişlemenin, gelişmekte olan piyasalarda enerji bağımlılığı yüksek olan ülkeleri daha fazla etkileyebileceğini belirtiyor. Hürmüz Boğazı kapanırsa fiyatların 150 dolar seviyesine çıkabileceğini ve küresel büyümenin baskılanabileceğini ifade ediyor.
Rizvi, çatışmanın yayılması halinde özellikle Suudi Arabistan ve İsrail gibi aktörlerin katılması durumunda piyasaların bölgesel savaş riskini fiyatlayacağını vurguluyor. Enerji, gıda enflasyonu ve yaşam maliyeti üzerinde baskılar artabileceği için, gelişmekte olan ülkeler bu süreçten daha fazla etkilenebilir.
