Bir grup öğrenci, lisans tezi kapsamında geliştirdikleri drone projesiyle iki farklı ortam arasında kusursuz geçişi hedefledi. Hava üfürümleriyle yükselen bu cihaz, suya girince de bağımsız bir şekilde hareket edebiliyor ve tekrar havalanabiliyor; adeta havadan suya hızlı bir yolculuğun simgesi.
En önemli yenililik, uçuş esnasında rotor kanatlarının açısını uzaktan değiştirebilen değişken hatveli pervane sistemi. Bu tasarım, havada gerekli kaldırma kuvvetini sağlar ve suya girdikçe yoğunluk farkına rağmen sürücüyü etkili kılar. Böylece drone gerektiğinde havada asılı kalabilir, suda ise denizaltı etkisiyle ilerleyebilir.
Gövde tasarımı ise suyun basıncına karşı dayanıklı mühürleme sistemleri ve korozyona dirençli malzemelerle güçlendirilmiş durumda. Prototip, testler sırasında önce havada süzülüyor, sonra suya dalıp mini bir denizaltı gibi hareket ediyor ve ardından dikey biçimde yeniden havalanıyor.
Çalışma, özel yazılım algoritmaları ve hassas mekanik ayarlarla zorlukların üstesinden geliyor. Çift ortamlı tasarım, kameralar, sonar sistemleri ve çeşitli sensörler için yük entegrasyonu imkanı sunuyor; böylece denizcilik, arama-kurtarma, çevre izleme ve askeri gözetleme gibi alanlarda geniş kullanım potansiyeli doğuyor.
AAU ekibinin çalışması, Çin yapımı Nezha SeaDart ve TJ-FlyingFish gibi benzer hibrit drone projeleriyle aynı sınıfta değerlendiriliyor; ancak tamamen yerel üretim ve sıfırdan tasarlanmış olmasıyla ayrışıyor. Proje hâlen test aşamasında; dayanıklılık, kontrol sistemi ve yük entegrasyonu üzerinde geliştirmeler sürüyor. Nihayetinde, pek çok farklı alanda uygulanabilir bir gelecek vaat ediyor.
