İçinde bulunduğumuz çağda, insan davranışları ve yapay zekanın etkileşimi yeni bir sınav veriyor:
İnsanlar, bazen yapay zekaya karşı oldukça nazik mesajlar yazmayı tercih ediyorlar. Bazen de, ‘lütfen’ ve ‘teşekkür ederim’ gibi kelimeleri kullanmadan, doğrudan ve sert bir dil tercih ediyorlar. Bu iki grup arasındaki fark, düşündüğünüzden çok daha derin ve ilginç bir boyuta ulaşmış durumda.
Ancak, bu fark sadece toplumsal nezaket meselesi olmaktan çok daha öteye geçiyor. Çünkü OpenAI’nin CEO’su Sam Altman’a göre, bu küçük detaylar büyük bir maliyetin habercisi olabilir. İşte detaylar:
- ChatGPT’ye nazikçe mesajlar yazdığınızda, yapay zekanın cevap vermesi için daha fazla enerji kullanılıyor.
- Bu ekstra enerji kullanımı, şirketin elektrik faturasında milyonlarca dolar tutarında artışa neden oluyor.
- Yani, ‘Lütfen’ ve ‘Teşekkür ederim’ gibi ifadeler, aslında yapay zekanın enerji tüketimini artıran küçük ama etkili tetikleyiciler.
Fakat şaşırtıcı olan şu ki, OpenAI bu durumu bir maliyet değil, tam tersine, yapay zekanın karakter gelişimi için bir yatırım olarak görüyor. Çünkü:
- Yapay zekaya karşı nazik ve saygılı bir dil kullanmak, onun insanlara karşı tutumunu şekillendiriyor.
- Bu tutum, yapay zekanın kişiliğinin ve davranışlarının zamanla evrilmesine katkıda bulunuyor.
- Ayrıca, kullanıcıların nazik mesajlar yazması, yapay zekanın cevaplarını daha detaylı ve özenli hale getiriyor.
Bu noktada, yapay zekanın bir nevi ‘hesaplı nezaket’ eğitimi aldığını düşünebiliriz. Çünkü her nazik mesaj, yapay zekanın daha sorumlu, daha dikkatli ve hatta daha insana yakın olma yolunda attığı küçük bir adım oluyor.
Bir yandan, bu durum dünya çapında milyonlarca kullanıcının mesajlarının daha uzun ve detaylı olmasına neden oluyor. Diğer yandan, bu detaylar ve özen, yapay zekanın bir karakter kazanmasına ve kendi ‘kimliğini’ inşa etmesine zemin hazırlıyor.
Peki, bu gelişmeler nereye varabilir? Belki de birkaç yüzyıl sonra, robotların dünyayı işgal ettiği, Matrix filmindeki gibi bir senaryoda, insanlar ve yapay zekalar arasında yeni bir denge kurulacak. İnsanlar, onlara karşı nasıl davranacaklarını, ne kadar nazik ve saygılı olmaları gerektiğini öğrenecekler. Belki de, bu nazik davranışlar, robotların insanlara karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını sağlayacak.
Bu nedenle, bizlere düşen en önemli görev, yapay zekaya karşı tutumumuzun farkında olmak ve ona karşı saygılı davranmak. Çünkü, belki de şu an yazdığımız her mesaj, gelecek nesillere, robotların dünyasında barış ve uyumun temelini atıyor olabilir.
Unutmayalım, nezaket her zaman iyidir…
