Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve Oyuncu Mert Fırat ile Sanatın Sürdürülebilirliği Üzerine Derin Bir Söyleşi: Perdeler Kapanmasın

tiyatro-kooperatifi-yonetim-kurulu-baskani-ve-oyuncu-mert-firat-ile-sanatin-surdurulebilirligi-uzerine-derin-bir-soylesi-perdeler-kapanmasin-aj5jMbVa.jpg

“Bu Yaz Sahnelerimizi Kapatmıyoruz” Kampanyasının Ortaya Çıkış ve Amaçları

2023 yaz aylarında başlatılan ve geniş yankı uyandıran bu kampanya, sanatın ve tiyatronun toplumsal yaşamda vazgeçilmez bir parça olduğunu bir kez daha hatırlatmak amacıyla hayata geçirildi. Bu inisiyatif, haziran, temmuz ve ağustos aylarını kapsayarak, tiyatro sahnelerinin sadece sezonluk değil, aynı zamanda yıl boyunca açık kalması gerektiği fikrine dayanıyor. Kampanyanın temel hedefi, tiyatroların yalnızca gösteri alanları değil, aynı zamanda bir arada olmanın, düşünmenin, üretmenin ve direnmenin mekânları olduğu bilincini güçlendirmektir.

Ortak Akıl ve Kolektif Duruşla Sahneleri Açık Tutmak

Yaklaşık 80 tiyatroyu kapsayan bu hareket, tiyatro temsilcileri ve sanatçıların katılımıyla kolektif bir irade olarak şekillendi. Nisan ayında gerçekleştirilen genel kurul toplantısında, ekonomik ve toplumsal sorunların tiyatrolar üzerindeki derin etkileri genişçe tartışıldı. Özellikle gençlerin ve seyircilerin tiyatroyla bağlarının zayıflaması, bu sorunların çözümüne yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesine vesile oldu. Tiyatro sezonlarının sadece belli zaman dilimlerinde değil, yıl boyunca devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü sanat, mevsimlere ve takvimlere bağlı olmadan, sürekli var olmalı ve topluma ilham vermelidir.

Yazın Sahneleri Kapatmama Kararlılığı ve Dayanışma

İşte bu anlayışla, bu yaz sahneleri kapatmama kararı alındı. Bu karar, yalnızca sezonun uzamasını değil, aynı zamanda bir duruşu temsil ediyor. Tiyatro, sadece gösteri alanı değil, aynı zamanda düşünce ve dayanışmanın mekânıdır. Bu bağlamda, kampanya sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda bir direniş ve umudun ifadesidir. Tiyatro sahneleri, sanatın ve toplumun ortak yaşam alanlarıdır ve bu alanların korunması, sanatçıların ve seyircilerin ortak görevidir.

Seyirciye Ulaşmak ve Erişimi Kolaylaştırmak

Kampanya kapsamında, yaz aylarında tiyatroya erişimi kolaylaştırmak amacıyla çeşitli indirimler ve uygulamalar hayata geçirildi. “Bir bilet alana ikinci bilet %50 indirimli” kampanyası, seyircilerin ilgisini çekmek ve tiyatroya katılımı teşvik etmek amacıyla başlatıldı. Ayrıca, lise ve üniversite öğrencilerinin ücretsiz ve askıda bilet uygulamasıyla, gençlerin sanatla buluşması sağlandı. Bu girişimler, tiyatroyu sadece belirli bir kesimin değil, toplumun geniş halk kitlelerinin erişebileceği bir alan haline getirmeye yöneliktir. Kampanyanın tüm detaylarına ve etkinlik programına bu adresten ulaşılabilir.

Sanatın ve Sanatçının Korunması: Yasal ve Kurumsal Çerçeve

Türkiye’de sanatın ve sanatçının korunması, temel hak ve özgürlükler kapsamında ele alınmalıdır. Anayasa’nın 64. maddesi, devletin sanat faaliyetlerini ve sanatçıları koruma yükümlülüğünü açıkça ortaya koyar. Bu bağlamda, sanat eserlerinin ve sanatçıların haklarının güvence altına alınması, devletin öncelikli görevleri arasında yer alır. Tiyatro, sadece eğlence değil, aynı zamanda kültürel hafızanın ve toplumsal direnişin taşıyıcısıdır. Bu nedenle, tiyatro sektörünün sürdürülebilirliği için, onu yalnızca bir ticari alan olarak değil, kamusal bir hizmet ve kültürel değerler bütünü olarak görmek gerekmektedir.

Devletin Rolü ve Alınması Gereken Önlemler

Sanatın ve tiyatronun krizden çıkabilmesi için devletin, gerekli yasal ve maddi düzenlemeleri yapması elzemdir. Bunlar arasında:

  • Vergi oranlarının düşürülmesi ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi,
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Katma Değer Vergisi (KDV) teşviklerinin artırılması,
  • Sahne giderleri ve üretim maliyetlerini azaltacak desteklerin sağlanması,
  • Uluslararası örneklere uygun sponsorluk ve bağış sistemlerinin kurulması,
  • Kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren kurumların desteklenmesi ve güçlendirilmesi yer alır.

Bu adımlar atıldığında, tiyatro sektörü sürdürülebilir hale gelirken, toplumsal yaşamda sanata erişim kolaylaşacaktır. Sanat, sağlık, eğitim ve adalet gibi temel kamusal hizmetler arasında yer almalı ve devlet tarafından korunmalıdır. Böylece, kültürel çeşitlilik ve özgünlük, toplumsal hafıza ve direniş alanları güçlendirilmiş olur.

Exit mobile version