Düşük bütçeli aksiyon-gerilim sinemasının öne çıkan parçası olan Önemsiz Biri’nin 2021’de ABD’de beklenmedik bir hit haline gelmesi, gişede 57 milyon doları bulduğu bir dönemde duyulmuştu. Yeni Endonezya sinemasının öncülerinden korku-gerilim ustası Timo Tjahjanto ile John Wick’in senaristi Derek Kolstad, bu kez izleyiciyi daha yoğun bir etkileşimle karşılayan bir devam filmi için ellerini güçlendirdiler; aile babası, sevecen, sıradan görünümünün ardında saklı olan soğukkanlı bir suikastçı Hutch’ı yeniden sahneye taşıyarak, daha çok dövüş, kan ve gerilim öğelerini işin içine katmayı başardılar.
Karakterin içsel çatışması Hutch, gündelik hayat ile profesyonel görevler arasında gidip gelen bir anti-kahraman olarak karşımıza çıkıyor. Ailesiyle birlikte tatil hayalleri kurarken Plumerville kasabasına yönelen Hutch, geçmişin izlerini silmeye çalışırken bile şiddeti her an yanından uzak tutamıyor. Kasaba, rüşvetçi şerifi, eğlence parkının sahibi ve en acımasız rakibi Lendina ile karşı karşıya gelince, Hutch’ın mücadele ettiği içsel çatışma daha keskinleşiyor.
Görüntü tasarımı, kurgu ve ses tasarımının yanı sıra koreografi, gerçek yaşamdaki kirli ve düzensiz yumruk mücadelelerinin sertliğini başarılı bir biçimde yansıtarak filmin nostaljik atmosferini güçlendiriyor. Oyunculuklarda Sharon Stone ve Bob Odenkirk’in etkisi dikkat çekici; bu ikilinin karakterlere kattığı derinlik, filmi sadece aksiyon odaklı bir yapım olmaktan çıkarıyor.
ŞİDDETLE DUYGUSALLIĞIN BULUŞMASI Yönetmen Tjahjanto, Stone’u “Yılan gibi. Bazen çok sakin oynuyor ama bir anda çıldırıyor. Kesinlikle bir alfa kadın, kimseye aldırmıyor” sözleriyle tanımlıyor. Temel İçgüdü’deki bipolar yazar Catherine Trammel rolünden hatırlanan Stone, Lendina’da yeniden parlıyor ve şu sözlerle kendi deneyimini paylaşıyor: “Tartışmalı, benzersiz bir kötü karakter oynadığım için çok şanslıyım. Şeytan evinize girince onu misafir etmeyin dediğim bir yerde büyüdüm; Lendina şeytanın ta kendisi.” Hutch’da Bob Odenkirk ise ailesini koruyan, romantik ve güven veren bir kiralık katil olarak canlanıyor. Karısı Gladyatör 2’de Connie Nielsen, babası ise Geleceğe Dönüş serisinin bilim adamını canlandıran Christopher Lloyd ile temsil ediliyor. Rüşvetçi şerifte Colin Hanks, John Ortiz, RZA ve Gage Munroe gibi isimler de filmin zengin oyuncu kadrosunu oluşturuyor. Hutch geçmişin karanlık yüzleriyle yüzleşirken, ailesini korumak ve şiddet ile duygusal derinliği bir araya getirmek için mücadele ediyor.
DÜNYAYI BİZ MAHVETTİK Yeni Avrupa Sineması akımının öncüleri arasında yer alan Tom Tykwer, ‘Koş Lola Koş’, ‘Koku: Bir Katilin Hikâyesi’ ve ‘Bulut Atlası’ gibi yapıtlarla tanınıyor. Filmin Berlin Film Festivali’ndeki açılış töreninde sergilediği atmosfer, Engels’in parçalanmış aile dinamiğini ve toplumsal eleştirileri merkeze alıyor. Eski solcu baba Tim, kapitalist bir reklam şirketinde metin yazarıdır; serbest çalışan anne Milena, hükümetten aldığı ödeneklerle Afrika’da kültürel yatırımları peşinde koşar; ergen ikizler Frieda ile Jon ise ebeveynlerinin liberal tutumlarına karşı çıkmaktadır. Jon sanal gerçeklikte dolaşırken, Frieda uyuşturucu kullanımıyla öne çıkar; Suriyeli göçmen Farah ise hizmetçi olarak eve girdikten sonra her şey değişir. Bu diyaloglar, geçmişe dönüşler ve tartışmalarla birlikte duygusal anlar giderek artar. Kasvetli, sürekli yağmurlu Berlin atmosferinde çok sayıda yaralı insanın bulunduğu bu hikâye, Tykwer’in neoliberal sistemi ve yabancılaşmayı eleştirdiği, “Dünyayı biz mahvettik; yaptığımız zararı hep birlikte düzeltmeliyiz” mesajını öne çıkarır. Lars Eidinger, Nicoletta Krebitz, Tala Al Deen, Julius Gause ve Elke Biesendorfer’in etkileyici performansları, toplu bir içerik sunar ve izleyiciye derin bir düşünce akışı sağlar.
