Selanik’e konuk olacak Fransız sinema ve tiyatro sanatçısı Isabelle Huppert, filmlerinin ön gösterimlerinden, ustalık sınıfına ve söyleşilere uzanan geniş programla festivaldeki yerini alacak. Altın İskender Onur Ödülü’nü hak eden bu aktrisin festival kapsamında 15 filmi seyirciyle buluşacak. Huppert, kariyeri boyunca Michael Haneke, Claude Chabrol ve Olivier Assayas gibi usta yönetmenlerle çalıştı; geniş bir film yelpazesinde kendine has armoniyle sahnelerin ritmini belirledi.
4 Kasım’da Ekran’dan Sahne’ye başlığını taşıyan ustalık sınıfında Yunanlı yazar Ersi Sotiropoulou moderatörlüğünde sinema ve tiyatro arasındaki oyunculuk tekniklerinin benzerlik ve farklılıkları ele alınacak. Bu halka açık oturum, izleyicilere sahne ve perde arasındaki ince çizgiyi yeniden keşfetme imkanı sunacak.
Festival kapsamında, Marc Fitoussi’nin yönettiği Copacabana (2010) filminde Huppert, oyuncu kızı Lolita Chammah ile birlikte gösterime katılacak. Copacabana adıyla anılan bu gösterimde, aktrisin kariyerine damga vuran performanslarıyla uyumlu bir sinema deneyimi paylaşılacak. Ayrıca The Richest Woman in the World (2025), Sidonie in Japan (Elise Girard/2023), Frankie (Ira Sachs/2019), Elle (Paul Verhoeven/2016), Valley of Love (Guillaume Nicloux/2015), Louder Than Bombs (Joachim Trier/2015) ve daha birçok yapım, sinemaskopta yeniden canlanacak; Elle, White Material, 8 Women, The Piano Teacher, A Judgement in Stone gibi yaratıcı seçkiler, Huppert’in çeşitli dönemlerden iz bırakan performanslarıyla izleyiciye sunulacak.
YORGOS TSEMBEROPULOS’A SAYGI Yorgos Tsemberopoulos, Yunan sinemasının kalbinde yer edinen bir isim olarak Altın İskender Onur Ödülü’ne layık görülecek. Yönetmen, senarist ve yapımcı olarak sinema sanatına yaptığı katkıları ve izleyici üzerinde bıraktığı etkileri için onurlandırılacak. Ustalık sınıfında sanatının perde arkasını paylaşacak olan Tsemberopoulos, Take Care (1990) ile Taşkın bir yunan efsanesini izleyiciyle buluşturacak. Festival boyunca Megara (1974) belgeseli ve diğer seçkin filmler de gösterilecek.
Megara belgeseli, Yunanistan’da ekolojik farkındalığın henüz oluşmadığı bir dönemde çiftçilik ve toprak arasındaki kuvvetli bağı işliyor. 1973’te Atina Politeknik hareketiyle dayanışma içinde olan köylülerin Cunta’ya karşı verdiği mücadele, Megara ve Sudden Love gibi yapımlarda sinemanın toplumsal hafızaya nasıl dokunduğunu gösteriyor. Ayrıca Back Door, The Enemy Within ve Stelios gibi filmler, Tsemberopoulos’un sanatsal kırılmalarını ve belgesel-nenfesiyle kurduğu estetiğini izleyiciyle paylaşıyor.
