Özetle, mevcut yasa tasarısının kültürel mirasımızı tehdit ettiğini söyleyen bir topluluk, Botter Apartmanı, Feshane-i Amire ve Kadıköy Gazhanesi gibi ikonların devredilmesiyle sanatın kalbinin zayıflayacağını savunuyor. Bu mekânlar yalnızca taş ve tuğla olmayıp, hafızamızın ve sanat üretiminin buluştuğu alanlardır; kamuya açık kültürel mekanlar olarak işlev görmekten çıkarılarak sermayenin hizmetine sunulma kaygısı, kabul edilemez olarak nitelendiriliyor.
Özgür Sanat Meclisi adına yapılan açıklamada, şu an Meclis komisyonundan geçen yasa tasarısının kültürel mirası erdirme niyetine işaret edildi. Kollektif hafızanın parçalarının yok edilmesini önlemek adına, bu mekanların ranta kurban edilmesi fikrine karşı net bir duruş sergileniyor. “Rızamız yok, razı değiliz!” ifadesiyle kültür ve sanatın korunması için kararlılık vurgulanıyor; hafıza ve üretim alanlarının saf kültürel niyetlerle korunması gerektiği savunuluyor.
İmza Sahipleri ve Açıklamanın İçeriği açıklamayı imzalayan sanatçı, aktivist ve aydınlar arasında yer alanların isimleriyle zenginleşirken, metinler sadece bir protesto değil, gelecek kuşakların kültürel varlıklarına sahip çıkarak kimliklerini sürdürecek bir gelecek tasavvurunu da içine alıyor. Açıklamada, kültürel mirasın parçalarının “koşulsuz bir kolektif hafıza” olarak korunması gerektiği vurgulanıyor.
Açıklamadan bazı vurgular: “Kültür varlıklarına el koymakla sanatı bitiremezsiniz; hafızayı yok sayamazsınız.” Tasarı yasalaşırsa, sanat etkinlikleri, sergiler ve atölyeler gibi üretim alanları geri dönülmez biçimde kısıtlanacak ve bu da yeni bir kültürel imhaya yol açacaktır. Bu nedenle, mevcut siyasi yaklaşımın kültürel zenginliğimizi eritmeyi hedeflediğini düşünmek mümkün; mekânlar, İstanbul’un ruhunu taşıyan ve halkın buluşma noktaları olarak öne çıkıyor.
Rızamız yok, razı değiliz! ifadesiyle bu mücadele yalnızca sanat savunusu değildir; aynı zamanda kimliğin, tarihsel hafızanın ve gelecek kuşakların özgürlüğünün savunusudur. Tasarıya karşı duruş, kültürel mirasın rantın gölgesinde ezilmesini engellemeyi amaçlar ve bu amaç, bugün de yarın da sürecek bir dayanışma çağrısıdır.
