Devlet Tiyatrosu’nun Yönetimi ve Kişisel Hırsların Kurban Edildiği Eleştirisi: Emekli Sanatçı Ferahnur Barut’tan Kamuoyuna Açıklama

devlet-tiyatrosunun-yonetimi-ve-kisisel-hirslarin-kurban-edildigi-elestirisi-emekli-sanatci-ferahnur-baruttan-kamuoyuna-aciklama-anf6emlL.jpg

Emekli olan Devlet Tiyatrosu sanatçısı Ferahnur Barut, kurumsal dönüşüm ve yaşanan sıkıntılar hakkında sözlerini esirgemedi. Emeklilik töreninde çalışanlar sürpriz bir toplantı düzenleyip ona plaket takdim etti; Barut, tiyatroya adadığı yıllarda kurumsal yapının güçlenmesi uğruna verdigi mücadeleleri hatırlattı. Fikir ve ifade özgürlüğünün savunucusu olarak kariyerinin önemli dönemeçlerini paylaşan Barut, son zamanlarda kurumda yaşanan sorunları derinlemesine ele alıyor.

Barut’a göre yönetsel hatalar, görev sürelerinin uzamasıyla birlikte belirginleşir nitelikte. “Adam kayırmacılığı, yakın çevreye dayalı düzenler ve kişisel hırslar, büyük kurumların özünün aşınmasına yol açıyor” diyen sanatçı, İstanbul-Ankara ortak projeleri üzerinden ödül avcılığının kurumsal işleyişe zarar verdiğini belirtti. Genel Müdür Tamer Karadağlı üzerinde durduğu eleştirilere göre, dış ilişkilerden sorumlu olan kişinin iç yapıları “yanlış ilik”leyerek kurduğu bu program, kurumun itibarına zarar veriyor. Barut, kariyerinin bir televizyon dizisindeki klişe bir sahne kadar erken yaşandığını ve bu sürecin kurumun temel değerlerini sarsan kararlar doğurduğunu ifade etti.

Adalet arayışı ve kurum içindeki güç dengeleriyle ilgili sorunları dillendirirken Barut, arayışın sadece kişisel değil, toplumsal bir hesaplaşmaya dönüştüğünü savunuyor. “Güç zehirlenmesi, sürekli hataların tekrarlanmasına yol açıyor; bugün karşımıza çıkan özel hedefler için yürütülen oyunlar, Devlet Tiyatrosu gibi köklü bir kurumun kişisel emellere kurban edilmesini andırıyor” diyor. Bu görüşler bağlamında, bazı yöneticilerin görev sürelerini uzatma arayışlarının kurumun çıplak yüzünü gösterdiğini vurguluyor.

Drakula’ya 6 Milyon ve VedA Yurtsever gibi ifadelerle sürdürülen tartışmalar, sanatçılar arasındaki dayanışmanın da giderek maruz kaldığı eleştirilerin bir göstergesi. Barut, uzun yıllar boyunca Devlet Tiyatroları’nda bulunan meslektaşlarının, mobbing ve bütçe politikaları gibi konulara karşı ne kadar mücadele verdiklerini anlatırken, genel müdür ve yardımcılarıyla ilgili iddiaları da netlik kazandırıyor. 10 Cesur Kadın başlığı altındaki ifadeler, kurumdaki iletişimin izinsiz biçimde denetlenmesi ve teftiş süreçlerinin nasıl kullanıldığı üzerine kaygıları büyütüyor.

Barut’un açıklamaları, emeklilik kararı sonrası bile sanatçı topluluğunun geçmişten gelen zararları ve haksızlıkları nasıl gündemde tuttuğunu gösteriyor. Emeklilik süreciyle birlikte yaşanan vefa ve eleştirel bakış arasındaki gerilim, tiyatronun geleceğini şekillendirecek tartışmaları ateşliyor. Bu süreçte, deneyimli oyuncuların seslerini birleştirerek kurumsal reform taleplerini yükseltmeleri, kurumun yeniden yapılandırılması için bir çağrı niteliği taşıyor.

Exit mobile version