Bir ülkede yeni bir başkentin inşası, yalnızca yapıların yükselişinden ibaret değildir; şehirleşmenin zihniyeti, toplumsal bellek ve kurumsal arayışlar da bu süreçte şekillenir. Müze Gazhane’de izleyiciyle buluşan “Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923-1933” sergisi, bu derin dinamikleri görsel ve belgelerle inceleyerek, Ankara’nın ilk on yılındaki planlama ve modernleşme protagonizmini öne çıkarıyor.
Koç Vakfı’nın 50. yıl programları çerçevesinde gerçekleştirilen proje, İstanbul’a taşınan sergi formatıyla, Ali Cengizkan ve N. Müge Cengizkan’ın küratörlüğünde, savaş sonrası bir ülkede yeni bir başkentin nasıl kurulduğunu irdeleyen bir anlatı sunuyor. Yaklaşık 350 özgün fotoğraf, yeni üretilen görseller ve konut tiplerinin maketleriyle, dönemin mekânsal ve toplumsal dönüşümünü merkezine alıyor.
Amerikan etkisinden bağımsız olarak yerel dinamikler ve politik kararlar, Ankara’nın merkezinde şekillenen Yenişehir’in kurulumu üzerinden anlatılıyor. Fotoğraflar ve belgesel materyaller, konut edinme ve şehir planlaması süreçlerini, dönemin mimarlarının gözünden değerlendirirken, film odasında Selâm ve bellek bağını güçlendiren “Türkiye’nin Kalbi Ankara” adlı yapım, 1920’ler ile 1930’ların Ankara’sını perdeye taşıyor.
BAZEN LİRİK BAZEN EPİK yaklaşımıyla yürütülen sergi, mimarlık tarihi alanında ulusal düzeyde tanınırlık kazanan bir çalışmaya dönüşmüş durumda. Ziyaretçiler, dönemin barınma sorunları ile şehirleşme sürecinin romantik ve epik yanlarını bir arada deneyimliyor; Mustafa Necati, Halide Edip Adıvar, Arif Hikmet Koyunoğlu gibi isimlerin yazı ve anılarıyla karşılaşıyorlar. Ayrıca sergi, sergiyle paralel olarak yayımlanan Koç Üniversitesi VEKAM Yayını’nın İngilizce baskısı ile akademik içeriğini derinleştiriyor ve müze ziyaretçilerini İstanbul Kitapçısı’nda buluşturuyor.
Başkentte Şehir Müzesi İsteği özelliğini taşıyan serginin açılışı 11 Eylül’de gerçekleşti. Küratör Ali Cengizkan, serginin yalnızca mevcut materyallerin sergilenmesiyle sınırlı kalmadığını, süreç odaklı bir araştırma sergisi niteliğini taşıdığını vurguladı. “Serginin hazırlanması yaklaşık 9 ay sürmüş olsa da, bilgi temelli altyapının oluşumu yaklaşık 17 yılı buldu; bu çalışma, mimarlık ve kent tarihçiliği ile sosyal tarih disiplinlerinde yeni alt alanlar açtı,” sözleriyle projenin derinliğini özetledi. Ankara için bir şehir müzesinin eksikliğini hatırlatan konuşması, bu serginin, başkent için bir şehir müzesinin ufukta nasıl belirebileceğine dair bir ön izlek sunduğunu da gösterdi. Bu bağlamda, 1923-33 döneminin ufak bir bölümünün sergiyle, uzun soluklu bir çalışmanın meyvesi olarak paylaşılması; kamu-özel işbirliğinin somut bir örneğini teşkil ediyor.
