İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu üyesi Uzm. Dr. Çağrı Kılıçlı, Dünya Osteoporoz Günü vesilesiyle osteoporozun temel yönlerini paylaştı. Osteoporoz, kemik dokusunun bozulması ve kütlesinin azalmasıyla kemiklerin kırılganlaşması ve kırık riskinin artması olarak tanımlanır; bu durum, küçük travmalarda dahi kırıkların oluşmasına zemin hazırlar.
Yılların getirdiği yaşlanmanın bu hastalığın önemli bir halk sağlığı sorununa dönüşmesine yol açtığını belirten Kılıçlı, dünya genelinde 200 milyondan fazla insanın osteoporozdan etkilendiğini ifade etti. Türkiye verilerine göre FRAKTÜRK çalışmasına dayanarak, 50 yaş ve üzeri bireylerin yaklaşık yarısında osteopeni ve yaklaşık dörtte birinde osteoporoz saptanmıştır.
KADINLAR İÇİN RİSK DAHA FAZLA Osteoporozun önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Kılıçlı, kırıklar oluşmadan önce tanı konulmasının ve uygun önlemlerle kırıkların engellenebileceğinin altını çizdi. Özellikle kalça kırıklarının hastalık için önemli bir komplikasyon olduğuna işaret eden uzman, kalça kırığı olanlarda kırık sonrası iki yıl içinde her beş–yedi kişiden birinin hayatını kaybettiğini belirtti. Kadınların menopoz nedeniyle daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çekerek, 50 yaşındaki bir kadının osteoporoz nedeniyle kırık geliştirme riskinin meme, yumurtalık ve rahim kanseri risklerinden daha fazla olduğunu ifade etti.
65 yaş üstü taramanın önemine değinen Kılıçlı, yıllık öykü almak, fizik muayene ve laboratuvar testlerini içeren süreçle birlikte boy ölçümünün düzenli olarak yapılmasını tavsiye etti. Tanının, Kemik Mineral Yoğunluğu (KMY) ölçümü veya düşük travmalı kırıklar sonrasında konulduğunu ve T skorunun -2,5 veya altında olması halinde osteoporoz kabul edildiğini belirtti. Ayrıca 65 yaş üzeri kadınlar ile 70 yaş üzeri erkekler için tarama önerisini hatırlatarak; düşük travmalı kırık öyküsü, sigara, alkol kullanımı, uzun süreli kortizon tedavisi, zayıflık ve romatizmal hastalık gibi risk faktörleri taşıyan 50 yaş üstü bireylerin de taranması gerektiğini ekledi.
UYGUN BESLENME KORUNMANIN TEMELİNDE Çocukluk ve ergenlik dönemlerinin kemik sağlığı için kritik olduğunun altını çizen Kılıçlı, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı ile hareketli bir yaşamın ileride osteoporoz riskini düşüreceğini ifade etti. Tedavideki en önemli adımın “ilaçsız tedavi” olduğuna vurgu yapan uzman, egzersizin kemik kuvvetini artırdığını ve haftada en az üç kez 30–40 dakika yürüyüş ile günlük sırt ve postür egzersizlerinin yararlı olduğunu belirtti. Ayrıca sigaranın kemik kaybını hızlandırdığına ve aşırı alkol tüketiminin düşme riskini artırdığına dikkat çekti.
DÜŞME RİSKİ VE VİTAMİN D Kılıçlı, düşme riskinin azaltılmasının kırıkları önlemede hayati olduğunu söyledi. Uygun terlik, iyi aydınlatma ve D vitamini eksikliğinin giderilmesi gibi faktörlerin önemini vurguladı. Menopoz sonrası dönemde 1000–1200 mg kalsiyum alınmasının önerildiğini ve aşırı kalsiyum alımının böbrek taşı, kalp hastalığı ve inme risklerini artırabileceğini belirtti. PPI kullananlarda kalsiyumun emilimini etkilediğini hatırlatarak, emilimi kalsiyum sitratlı preparatlarla desteklemenin uygun olabileceğini söyledi. Türkiye’de D vitamini eksikliğinin yüksek oranlarda görüldüğünü belirten Kılıçlı, menopoz sonrası kadınlarda günlük 800–1200 ünite D vitamini desteğini uygun gördüğünü ifade etti.
YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ Osteoporozun büyük ölçüde yaşam tarzı ile ilişkili olduğunu vurgulayan Kılıçlı, risk faktörlerini azaltıcı adımlar atmanın kırıkların önlenmesinde etkili olduğunu belirtti. Hastalığın önlenebilir olduğuna dair düşüncesini pekiştirerek, yaşam tarzı değişikliklerinin kırık riskini önemli ölçüde azaltacağını ifade etti.
