İstanbul’da son dönemde üst solunum yolu enfeksiyonlarında dikkati çeken bir artış gözlendi. İl sağlık müdürlüğü bu yükselişi mevsimsel geçişle ilişkilendirirken uzmanlar bireysel korunmanın önemine vurgu yapıyor. yetkililer, sonbaharın başlamasıyla birlikte görülen artışın doğal bir tablo olduğuna dikkat çekti ve halk sağlığını tehlikeye atmadan dikkatli olunması gerektiğini hatırlattı.
Cumhuriyet’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu Üyesi Dr. Emrah Kırımlı, Ağustos sonundan itibaren yoğun bir COVID salgınıyla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, Omicron varyantından türeyen XFG’nin ülkede ana hastalık etkeni olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Yayılımın hızının okulların açılması ve şehirlerin kalabalıklaşmasıyla arttığını belirtti. Bir aylık süreçte tüm sağlık kurumlarına başvuruların yükseldiğini aktaran Kırımlı, salgının kaynağının büyük ölçüde COVID olduğuna vurgu yaptı ve soğuk algınlığı ile nezleye neden olan virüslerin de dolaşımda olduğunu belirtti.
Hastaneye solunum sıkıntısıyla başvuranlar arasında COVID teşhisi konulanların oranının yükseldiğini aktaran Kırımlı, ‘ANTİBİYOTİKLERİN TEDAVİDE YERİ YOK’ ifadesiyle tedavi yaklaşımını şu sözlerle özetledi: Belirtiler 5-10 gün sürüyor; ateş ve boğaz ağrısı erken dönemde sık görülen belirtiler arasındayken ilerleyen günlerde eklem ağrısı ve halsizlik artış gösteriyor. Hastalığın korunması için temel önlemler arasında kişilerin temastan kaçınması, dinlenme ve bol sıvı alımının önemi bulunuyor. Ağrı ve ateş için parasetamol benzeri ağrı kesicilerin kullanılabileceğini söyleyen hekim, beslenmeye özen gösterilmesini vurguladı. Şu anda salgın için antibiyotiklerin tedavide bir yeri yok; yalnızca zatürre gibi ağır tablolar için gerektiğinde antibiyotik kullanımı düşünülmelidir.
Kırımlı, sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların yoğunlukla salgından etkilenen kişilerle dar koridorlarda ve penceresiz odalarda muayene olduğuna dikkat çekti. Büyük şehir hastanelerinde dahi muayene odalarında havalandırma için pencerenin bulunmadığı durumlar olduğuna değinerek, sağlık hizmetlerine erişimin bulaş riskini artırabildiğini ifade etti.
