İnsanın bağışıklık sistemini zayıflatan HIV virüsü dünya genelinde ciddi bir sağlık problemi olarak varlığını sürdürüyor. Prof. Dr. Mustafa Sünbül, 2020 itibarıyla dünyada yaklaşık 38 milyon kişinin HIV ile yaşadığını, bu rakamın kırk milyonu aştığını ve bunlardan yaklaşık beşte birinin hastalık farkında olmadığını açıkladı. Veriler, küresel ölçekte hastalıkla mücadelede erken farkındalık ve tedavinin kritik olduğunun altını çiziyor. Geçmişte yayılan enfeksiyonlar ve ölüm sayılarının bir kısmı kayıt dışı olsa da, şu anda her gün milyarlarla ifade edilebilecek yeni vaka ve can kayıpları kayda geçiriliyor.
Virüs, bağışıklık sisteminin hücrelerini bozarak enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı savunmayı zayıflatır. Hastalık ilerledikçe AIDS aşamasına geçilir ve bu süreç ortalama olarak 2 ila 15 yıl sürebilir. AIDS dönemi ise bazı kanserlerin ve fırsatçı enfeksiyonların tabloya eklendiği ileri bir aşamaya işaret eder.
GRİP BENZERİ BULGULAR HIV enfeksiyonunun belirtileri, enfeksiyonun evresine bağlı olarak değişir. Enfeksiyondan sonraki ilk haftalarda belirti olmayabilir veya ateş, baş ağrısı, döküntü ve boğaz ağrısı gibi hafif grip benzeri şikayetler ortaya çıkabilir. Ardından bağışıklık sistemi güç kaybeder; lenf bezlerinde şişme, kilo kaybı, ateş, ishal ve öksürük görülebilir. Tedavi edilmeyen vakalarda tüberküloz, menenjit ve diğer ciddi enfeksiyonlar ile bazı kanserler gelişebilir.
ANNEDEN BEBEĞE GEÇEBİLME Bulaşma yolları arasında kan, süt, semen gibi vücut sıvılarının geçişi bulunur. Gebelik sırasında anneden bebeğe geçiş ihtimali mevcuttur. Ayrıca cinsel temasla bulaşan riskler, damar içi uyuşturucu kullanımı, uygun olmayan ekipmanla yapılan yaralanmalar ve steril olmayan aletlerle yapılan uygulamalar da bu hastalığın bulaşma yollarını oluşturur. Benzer durumda olan diğer hastalıklar (örneğin sifiliz veya bel soğukluğu) riskleri artırabilir. Sağlık çalışanlarında iğne batması gibi kazalar da bulaşma noktasında dikkate alınır.
TANI VE ERKEN TEŞHİS Günümüzde HIV teşhisi, aynı gün sonuç veren tarama testleriyle konulabilmekte ve böylece erken tedaviye geçiş kolaylaşmaktadır. İlk karşılaşmada immün yanıt olarak antikorlar birkaç hafta içinde gelişir. Başvuru anında pozitif çıkan örneğin doğrulanması gerekir. HIV’in genetiğini (RNA) saptayan daha maliyetli testler de mevcuttur; bu testler çoğunlukla tedavinin izlenmesi için kullanılır. Erken tanı ve tedavi, hastalığın seyrini önemli ölçüde değiştirebilir. Günümüzde çeşitli tedavi rejimleriyle virus çoğalmayı engellemek ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini sağlamak mümkün olsa da, hastalık için etkili bir aşı henüz geliştirilmemiştir.
” , “meta_keywords”: “HIV, erken tanı, HIV tedavisi, AIDS, bağışıklık sistemi, bulaşma yolları, anne’den bebeğe geçiş, HIV semptomları, koruyucu önlemler, tespit yöntemleri
