Gastronomi turizmi, dünya çapında milyar dolarlık bir hacme ulaşmış durumda ve artık yalnızca belirli bir mutfakla sınırlı kalmayıp, farklı coğrafyalardaki yerel lezzetleri deneyimlemek için seyahatlerin yolunu çiziyor. Özellikle Asya mutfağından Avrupa’nın çeşitli bölgelerine uzanan yemek kültürleri, turistlerin harcama davranışlarında normal turistlere kıyasla belirgin farklar yaratıyor ve bu da turizm gelirlerinin gastronomi payını giderek artırıyor. Türkiye de bu alanda önemli atılımlar yapıyor; ülke çapında yeme-içme odaklı tanıtımlar, yöresel tatların öne çıkarılması ve farklı şehirlerin mutfak zenginliğinin vurgulanmasıyla dikkat çekiyor. Hedefler arasında, toplam turizm gelirindeki gastronomi payını daha da yukarı taşımak yer alıyor.
“Dünya çapında festivaller yapalım” sloganıyla Gastronomi turizmini daha hızlı büyütmek amacıyla öneriler şöyle özetlenebilir: Türkiye’nin zengin mutfak irsini yansıtacak kapsamlı bir gastronomi haritası çıkarılmalı; farklı ülkelere yönelik özel turlar geliştirilerek uluslararası pazarlama güçlendirilmeli; yeme-içme festivalleri dünyanın farklı şehirlerinde kökleştirilip büyütülmelidir; şehirlerin yöresel lezzetleri ve el sanatları tanıtımlarda ön plana alınmalıdır; gastronomiye yönelik meslek eğitimi ve okul programları genişletilmelidir; yerel tatlar kültürel mirasın canlı bir parçası olarak stratejik biçimde öne çıkarılmalıdır.
Uluslararası düzeyde tanıtımlar, özellikle Instagram üzerinden Go Türkiye gibi hesaplar aracılığıyla sürdürülüyor. Gönderilerde yerel malzemeler, şehirler ve özgün üretim süreçleri paylaşılırken, ünlü şefler ve gurme hesapları da Türk mutfağının zenginliğini vurguluyor. Baklava, kebap gibi tanınmış ürünlerin yanı sıra mantı, sarma, mantı, menemen ve dolma gibi yöresel yemekler geniş kitlelere ulaştırılarak yüksek etkileşim elde ediyor. Türkiye Tanıtım Ajansı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Deliciously Türkiye kampanyalarıyla dünyanın pek çok ülkesinde gastronomiye özel reklamlar yayıyor ve bu çabalar Türkiye’nin genel turizm göstergelerine olumlu yansımalar sağlıyor.
Ekosistemi büyütme yönündeki vurgu Gastronomi, sadece bir yiyecek içecek deneyimi olmakla kalmayıp, yerel hammadde kaynakları, el sanatları, tarım ve hayvancılıktaki gelişmeleriyle kültürel zenginliğin bir yansımasıdır. Turistler bu çeşitlilik üzerinden destinasyonlarına yönelirken, koronavirüs sonrası değişen talep yapısı ve sosyal medyanın etkisiyle daha fazla bölge görünür hale geliyor. Michelin Rehberi gibi yüksek standartlı rotalar da gezginlerin kararları üzerinde belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor. Türkiye’nin dört mevsimde 81 ilinde turizm hedefine destek veren gastronomi, ülkenin dinamizmini pek çok ziyaretçi için çekici kılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıklamaları, özgün deneyimlerle kararların şekillendiğini ve yerel üreticilerin bu ekosistemde merkezi bir konumda olduğunu vurguluyor.
Yüzde 20 pay hedefi TÜİK verilerine göre 2024 yılında Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin yeme-içme harcamaları 11 milyar 729 milyon 360 bin dolar olarak gerçekleşti ve bu harcamaların toplam turizm geliri içindeki payı yaklaşık %20 seviyesinde seyrediyor. TÜRSAB’ın verdiği rakamlara göre, 2025 Haziran itibarıyla turizm sektöründe istihdam 1 milyon 637 bin 789 kişiye çıktı; bunlardan yaklaşık 909 bin 882’si yeme-içme hizmetlerinde çalışanlar olarak kayıtlara geçiyor.
Gastronomi temelli kentler ve UNESCO işbirliği Türkiye’nin mutfak zenginliği, UNESCO Yaratıcı Turizm Ağı’na giren Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar gibi şehirlerle uluslararası alanda da tanınırlığını pekiştirdi. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Türkiye’nin 20 şehrinde düzenlenen etkinlikler, Gastro temalı programlarla lezzet şölenlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. GastroKonya, GastroBursa ve GastroAntep gibi etkinlikler, yöresel tatları şehrin kültürel mirasıyla bütünleşik bir deneyime dönüştürüyor.
