İstanbul Fatih’te 01.09.2023 tarihinde başlayan kira sözleşmesinde “devredilemez, başkasına kiralanamaz” hükmü yer aldı. Zamanla, kira sözleşmesinde iddia edilen devir konusu tartışma yarattı ve 05.06.2024 tarihinde taşınmazın tahliye edilmesi için ihtarname gönderildi. Kiracı ise dükkanını devretmediğini savundu ve bu iddia karşısında taşınmazı tahliye etmedi.
Takip süreci arabuluculuk aşamasıyla devam etti; kiracı tarafı uzlaşıya varamadı ve dükkan sahibi dava açtı. Mahkeme süreci 1 yıl kadar sürdü ve karar 14.07.2025 tarihinde açıklandı. Kararda özellikle 30 günlük süre ve ihtarın usulüne uygun olması dikkat çekti.
DURUŞMADETAYLARI VE İCRAATLER
Dava başlangıcında dükkan sahibi ile kiracı arasında 28.08.2024 tarihinde İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen süreçte, davanın ilerleyen aşamalarında taraflar arasındaki iddialar üzerinde duruldu. Kiracının iddiası, devir işleminin gerçekleşmediği yönündeydi. Kiracı, kira bedellerinin düzenli ödendiğini ve dükkanın temiz kullanıldığını belirtti; mevcut faaliyet alanının ticaret siciline göre yürütüldüğünü ifade etti.
İNADİ TAŞINMAZIN KİRA BEDELİNE YANSIMASI
Dava açıldığı dönemde dükkanın aylık kira bedeli 35.000 TL idi ve kiracı, ödemelerin hiçbir gecikmeye mahal vermeden yapıldığını kanıtlayan dekontları sunmuştur.
30 GÜNLÜK SÜRENİN ÖNEMİ
Mahkeme kararında “kira sözleşmesine aykırılık iddiasının giderilmesi için arabuluculuk süreci öncesinde 30 günlük yasal süre verilmesi gerektiği” vurgulandı. Dükkan sahibi tarafından gönderilen ihtarnamede bu süre doğru şekilde sağlanmadığı için, yasal koşul oluşmadı ve davanın reddine karar verildi. Bu ayrıntı, davanın reddedilmesinin temel nedeni olarak gösterildi.
TAHLİYE DAVASININ REDDİNDEKİ KİŞİSEL DOSTUR
Kararda ayrıca vergi dairesi kayıtları üzerinden kiracının tek bir şirkete bağlı olduğu ve başka bir ortak veya şirketin bulunmadığı tespit edildi. Böylece, kiracının ifadeleri ile iddia edilen akdi ihlalin karşılaştırılmasında mahkeme, iddiaların dayanağı olan akde aykırılık konusu bakımından ciddi şüpheler uyandırdı ve davanın reddine karar verdi.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki uyuşmazlık arabuluculuk ve dava sürecinde çözüme kavuştu. Özellikle 30 günlük süreye uyulması gerektiği hususu, mahkemenin kararında belirleyici bir rol oynadı ve ihtarname ile ihtarın sonucunda tahliye şartlarının oluşmadığı tespit edildi.
