IMF’den Türkiye Değerlendirmesi: Ekonomide Yeni Dönemin Sinyalleri ve Riskler

imfden-turkiye-degerlendirmesi-ekonomide-yeni-donemin-sinyalleri-ve-riskler-4Yghm94k.jpg

IMF ekibi, ülkeye yönelik ziyaretlerin ardından elde ettiği ön bulguları paylaştı. Yetkililerin büyümeyi sürdürürken enflasyonla mücadeleyi sürdürme konusundaki taahhütlerinin önemli başarılar doğurduğu ifade edildi; bu başarılar arasında enflasyonun kademeli düşüşü, liraya olan güvenin güçlenmesi ve rezervlerin sağlamlaşması öne çıktı.

İleriye dönük olarak, büyümenin sağlam kalması ve risklerin halen yüksek olmaya devam etmesi vurgulandı; ancak geçen yıla göre risklerin azaldığı belirtildi. Politikaların kilit rol oynadığına dikkat çekilerek, TCMB’nin reel faiz oranlarını yüksek tutmak ve finansal riskleri kontrol altında tutmak için çeşitli araçlar kullanmaya devam ettiği, bu yıl bütçe açığındaki azalışın enflasyonu dizginlediği kaydedildi.

Dezenflasyon sürecinin hızının yavaş ilerlediği ve ekonominin, yatırımcı davranışları, küresel risk iştahı ile enerji fiyatlarından kaynaklanan şoklara karşı hâlâ savunmasız olduğu ifade edildi. Bu gecikmenin istikrar masrafları ve riskler doğurduğu belirtildi.

Gelecek dönemde öncelik, gelir odaklı sıkılaştırmayı içeren maliye politikaları, sıkı para politikası ve ihtiyatlı gelir politikalarını bir araya getirmek olarak tanımlandı. Bu politika karışımı kısa vadede büyümeyi yavaşlatabileceği için yapısal reformlar, işgücü ve ürün piyasalını kapsayan düzenleyici çerçeveler ile rekabet ve kapsayıcılık odaklı önlemlerin uygulanması gerektiğine vurgu yapıldı. Böylece büyüme potansiyeli artırılarak daha kapsayıcı bir büyümenin hedeflenebileceği ifade edildi.

Açıklamada, bütçe açığındaki düşüş, enflasyonun gerilemesi, pozitif reel faizlerin varlığı, liraya güvenin artması, büyüme, cari açık ve rezervlerdeki iyileşmenin olumlu göstergeler olarak öne çıktığı belirtildi. IMF, kısa vadede GSYH büyümesinin istikrarlı kalmaya devam edeceğini ve enflasyonun kademeli olarak düşmesi yönündeki öngörüleri sürdürdü.

Ülkenin bu yıl %3,5 büyümesinin beklendiğini ve düşen politika faizleri ile daha az sıkı bir mali duruşun 2026’da talebi destekleyeceğini söyledi. Böylece yatırım ve tüketimin büyümeyi %3,7’e çıkaracağı belirtildi. 2025 yılı sonu enflasyonunun %33 olarak öngörüldüğü paylaşımında, ilerleyen dönemde ılımlı ücret artışları ve enflasyonun düşmesiyle ataletin azalacağı kaydedildi.

TCMB’nin enflasyon hedefleriyle uyumlu bir yol izlemek için ek politika çabalarının gerekli olduğuna işaret edildi. Dezenflasyon hızını artırmak ve riskleri azaltmak amacıyla bu yılki mali konsolidasyonun sürdürülmesi gerektiği ifade edildi. Gelir artırıcı önlemler ve harcama kesintileri, bu süreçte kilit unsurlar olarak görüldü.

Ayrıca, Türkiye’nin para politikası çerçevesinin önemli başarılar sağladığı ifade edilirken, mevcut ortamın zorlu olduğu, birden çok aracın aynı anda kullanılması durumunda TCMB’nin iletişimini ve enflasyon baskılarını öngörmenin daha karmaşık hale geldiği belirtildi. TCMB’nin enflasyon hedeflerine ulaşmanın, politika faizine odaklı güçlü bir çerçeveyle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

Kur politikasının da enflasyon beklentilerini bozabilecek aşırı oynaklığı azaltmaya odaklanması gerektiği aktarıldı. Finans sektörü sağlıklı kalmaya devam etti ve yetkililerin piyasa strese karşı hızlı ve kararlı adımlar atma kapasitesi öne çıktı. Ancak döviz likiditesi risklerinin izlenmesi ve denetim çerçevelerinin güçlendirilmesi konusunda ilerlemenin sürdürülmesi gerektiği belirtildi.

Exit mobile version