Yüksek kredi faizlerinin araç talebini baskılamasıyla başlayan dönem, Temmuz ayında ikinci el araç piyasasında köklü bir değişime sahne oldu. Merkez Bankası’nın faiz indirimiyle kredi faizlerinde düşüş başlarken, ÖTV düzenlemesi de talebe yön verdi. Bu gelişmeler ışığında yılın ilk 7 ayında gerçekleşen satış ve fiyat hareketleri gündeme geldi.
7 AYDA FİYATLAR NE KADAR ARTTI? Online araç satış platformu verilerine göre ikinci elde milyonu aşan araç el değiştirdi. İMAS Başkanı Hayrettin Ertemel, 2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde satışlarda yaklaşık %8 oranında artış kaydedildiğini belirtti. Haziran ayında pick-up ve elektrikli araç gruplarında artış görünürken, Temmuz’da ise satışlarda güçlü bir ivmelenme görüldü. Düşen faizlerin ÖTV düzenlemeleriyle desteklenen talebi artırdığı ifade ediliyor. Fiyatlar açısından ise yılbaşından bu yana ikinci el araçlarda yaklaşık yüzde 10-15 aralığında artış gözlemlendi. Döviz kuru, enflasyon ve maliyetler de fiyat hareketlerinde ana etmenler arasında yer alıyor.
EN ÇOK SATILAN MODELLER BELLİ OLDU
İkinci el piyasasında da C segmenti araçlar rağbet görmeye devam ederken, sıralamada Fiat Egea ve Renault Megane öne çıkıyor. 3 yaşa kadar genç model yılları ve düşük kilometreli, hatasız olarak ekspertizden geçmiş araçlar genelde daha hızlı alıcı buluyor. Örneğin fiyat aralığı 700 bin TL’den başlayıp, durum ve donanım/yakıt türü/şanzıman gibi değişkenlerle 1.5 milyon TL’ye kadar çıkabiliyor.
- Renault Clio, Hyundai i10, VW Polo ve Opel Corsa gibi modeller B ve D segmentlerinde en çok tercih edilenler arasında.
- İkinci el fiyatlarını etkileyen faktörler; model yılı, donanım, yakıt türü, şanzıman ve kilometre gibi değişkenleri içeriyor.
2025 itibarıyla fiyatlarda %10-15 bandında bir artış kaydedildi. Yılbaşı itibarıyla yaklaşık 700 bin TL’ye alıcı bulan Egea Cross benzinli ve manuel bir araç bugün 775-800 bin TL bandında alıcı buluyor. Diğer modellerde de bu etki belirgin şekilde hissediliyor.
FAİZ DÜŞÜŞÜ FİYATLARI YÜKSELTİR Mİ?
Faizlerin yıl sonuna kadar kademeli olarak düşmesi bekleniyor; bu durum talebi olumlu etkileyecek olsa da tek başına yeterli olmayabilir. Krediye erişimdeki mevcut zorluklar devam ettiğinden, iyileştirme adımları talep yoğunluğunu doğrudan belirleyecektir. Aksi halde yalnızca sınırlı düzeyde krediye dayalı talep artışı öngörülebilir. Buna karşılık, talebin artması durumunda dahi fiyatlarda kontrolsüz artış yerine ölçülü ve öngörülebilir bir yükseliş beklenebilir.
