11 Ekim, Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanırken, kız çocuklarının haklarını güçlendirmek ve toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri gündeme taşımak amacıyla pek çok çalışma yürütülüyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci’nin yönettiği çalışmalar, Türkiye’deki kız çocuklarının karşılaştığı sorunları iki farklı mekânda ele alıyor: geniş ölçekli nicel veriler ve bu verileri zenginleştiren niteliksel incelemeler. Bu araştırma, ev içi eşitsizliklerin eğitim ve güvenlik deneyimlerine nasıl yansıdığını gösteriyor.
Evde eşitsizlik temasıyla yürütülen çalışmada, 11-18 yaş arası çocuklar ile aileleri arasındaki ilişkiler üzerinden Türkiye genelinde 1.513 hanelik bir örneklem kullanıldı. Şanlıurfa ile İstanbul’da gerçekleştirilen niteliksel çalışmalar, kız çocuklarının eğitim, ev içi iş yükü, güvenlik ve dijital deneyimler gibi alanlarda fark edilmeyen zorluklarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Örneğin kız çocuklarının önemli bir kısmı yatakları topluyor, sofrayı kurup kaldırıyor ve evin temizliğine dair görevler alıyor; bu durum erkek çocuklarda daha az gözlemleniyor. Ayrıca kız çocuklarının kardeş bakımı gibi sorumlulukları da sıklıkla onlara yükleniyor.
Okula devam ve kırılganlık konusuna ilişkin bulgular, toplumsal cinsiyet rolleri ile ekonomik durumun bir araya geldiğinde kız çocuklarının kırılganlığının artığını gösteriyor. Bölgesel ve sosyoekonomik farklılıklar, kız çocuklarının eğitimdeki varlıklarını ve devamlılıklarını etkiliyor. Örneğin Şanlıurfa’da kız çocuklarının okula devam oranı, erkeklerden daha düşük. Ortaöğretimde bu fark %63’e karşı %78 oranındaki erkeklerle karşılaştırılıyor. Kayıt dışı çocuklar genelde 15-18 yaş diliminde ve daha düşük sosyoekonomik statüdeki ailelerden geliyor; bu da kız çocukları için okuldan uzaklaşma riskini artırıyor. Ekonomik sıkıntılar, temel ihtiyaçların karşılanamaması ve yoksulluk nedeniyle okul terki önemli görünürken, ataerkil gelenekler de bu riski besliyor.
Erken sorumluluk ve görünmez emek kapsamında kız çocuklarının ev içi emek ve bakım üzerine yoğunlaşan sorumlulukları, erkek kardeşlere kıyasla çok daha yüksektir. Araştırmalar, bu yükün sadece rutin işlerle sınırlı kalmadığını; yoğun kardeş bakımı gibi görünmeyen emek alanlarını da kapsadığını ve çocukluktan yetişkinliğe geçişi hızlandırdığını gösteriyor. Ev içi emek, okula devam eden kızlar için çift mesaiye dönüşerek onların sosyal, duygusal ve akademik gelişimlerine baskı yapıyor; gelecek planları üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.
Neler yapılmalı? Kız çocuklarının durumunu iyileştirmek için özellikle düşük sosyoekonomik statüdeki ailelere yönelik finansal destek, burs ve nakit transfer programları uygulanmalı. Çocuk yaşta erken veya zorla evlilik riskine karşı olan öğrencilerin eğitim hayatlarına yeniden entegrasyonu için rehberlik ve mentorluk hizmetleri güçlendirilmeli. Ev içi iş yükünün paylaşımını artırmak amacıyla kaliteli kreş ve çocuk bakımı olanaklarının yaygınlaştırılması da kritik. Ayrıca ebeveynlere yönelik farkındalık ve eğitim programları, kız çocuklarının kısıtlamalarını azaltmaya katkı sağlayabilir.
Kız çocukları daha kaygılı sonuçlar da dikkat çekiyor. Kızlarda akademik başarısızlık kaygısının ve bedenlerinden memnun olmama oranlarının olan erkeklerle karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu bulgular, çocuklar arasındaki eşitsizliklerin duygusal ve psikolojik etkilerini de ortaya koyuyor.
