AXA, 12. kez yayımladığı Gelecek Riskleri Raporu ile küresel karar vericilerin ve bireylerin gelecek kaygılarını derinlemesine ortaya koyuyor. 57 ülkeden 3.500’ün üzerinde uzmanın ve 25.000’den fazla kişinin katılımıyla hazırlanan çalışma, günümüz dünyasının çoklu krizlerini mercek altına alıyor. Türkiye’nin dahil olduğu araştırma kapsamında iklim değişikliğinin önümüzdeki 5-10 yıl içinde karşılaşılacak en büyük risk olarak öne çıktığı görülüyor. Ayrıca siber güvenlik, jeopolitik istikrarsızlık ve yapay zekâ riskleri de bu sıralamayı yakından takip ediyor.
Kriz algısı derinleşti “İnsanlığın gelişmesi adına değerli olanı koruma” amacıyla hareket eden AXA, son 12 yılda ortaya çıkan tehditleri ve olası etkilerini Gelecek Riskleri Raporu’nda inceleyerek daha güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için toplu bir düşünce ve eylem çağrısı yayıyor. Sonuçlar, risklerin artık daha sık ve etkili hale geldiğini; teknoloji, iklim değişikliği ve demografik baskıların ön planda olduğunu gösteriyor. Uzmanların %95’i ve genel nüfusun %93’ü krizlerin son yıllarda arttığını düşünürken, uzmanların %86’sı ve genel nüfusun %84’ü ise en endişe verici risklerin tedbirlerle kısmen önlenebileceğini belirtiyor.
Rapor sonuçlarına göre iklim değişikliği, beş yıl arka arkaya risk sıralamasında birinci konumunu koruyor. Ancak bu fark, diğer risklerle giderek daha yakın bir hale geliyor. Jeopolitik istikrarsızlık, siber güvenlik ve toplumsal gerilimler, bu yıl iklim değişikliğiyle önemli ölçüde rekabet ediyor ve çoklu kriz algısının derinleştiğini gösteriyor. Bu bulgular, riskleri yönetmek için kapsamlı ve entegre bir yaklaşımın her zamankinden daha kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Sigorta sektörüne güven Gelecek kaygılarının karşısında sigortacılığın rolü, hem uzmanlar hem de genel kamuoyu tarafından giderek daha çok değer kazanıyor. AXA 2025 Gelecek Riskleri Raporu’na göre, uzmanların %89’u ve katılımcıların %72’si sigorta sektörünün gelecekteki risklerin etkisini azaltmada kilit bir işlev üstleneceğini düşünüyor. Bu güven, sigorta sektörünü yalnızca hasar sonrası müdahaleden öteye taşıyarak, riskleri önceden yönetme ve toplumsal direnci artırma konusunda çok daha merkezi bir aktör yapıyor.
